Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/10124 E. 2012/13484 K. 23.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10124
KARAR NO : 2012/13484
KARAR TARİHİ : 23.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.09.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl ve birleştirilen dava, 13.08.1998 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek ise satış vaadine konu taşınmazın bedelinin tahsili bunun da mümkün olmaması halinde ödenen bedelin faizi ile tahsili istemine ilişkindir.
Davalılar, …, …, …, … dava konusu taşınmazın kendilerine murislerinden kaldığını, hisselerine düşen kısmı davacıya satıp bedelini aldıklarını belirterek davayı kabul etmişlerdir.Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, dava konusu edilen satış vaadine konu taşınmaz ile davalılar arasında bağlantı kurulamadığı, davalıların kayden kendilerine ait olmayan taşınmaza ilişkin olarak tasarrufta bulundukları, bu itibarla yapılan işlemin başlangıcından itibaren usulsüz ve geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davada dayanılan … Noterliği’nin 13.08.1998 gün ve … yevmiye no’lu gayrımenkul satış vaadi sözleşmesinin tarafları; vaad alacaklısı, davacı … vaat borçluları, davalılar …, …, …, …, …, …, …, … ve …’ya vekaleten … olup hissedarı bulundukları 1571 parsel sayılı taşınmazdaki hak ve hisselerini …ya 1.500.000.000 TL’ye satmayı, satış bedelinin tamamını aldıklarını belirterek 14 Eylül 1998 tarihine kadar tapusunu devretmeyi vaad etmişlerdir.
Dava konusu 1571 parsel sayılı taşınmazın 1/7 payı ölü … mirasçıları adına 03.03.1958 tarihinde kadastro tespitine dayalı olarak tapuya tescil edilmiş, ifrazen farklı parsel numaraları almıştır. Davalıların, dava konusu taşınmazın 1/7 payının maliki olarak görünen …’nin kendi murisleri … olduğunu ileri sürerek tapu kaydının düzeltilmesi için açtıkları dava … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 23.12.2010 gün ve 2009/72 E.,2010/527K. sayılı kararı ile reddedilerek 01.04.2011 tarihinde kesinleşmiştir.
Gerçekten, davacı akidi olan yükleniciden Borçlar Kanununun 96.maddesine dayanarak ademi ifa sebebiyle tazminat isteyebilir. Buradaki borcun nedeni, borçlunun (yüklenicinin) taahhüdünü ihlal etmesidir. Borçlunun taahhüdü, genellikle bir akte dayandığından buna “akdi tazminat”, borçlunun sorumluluğuna da “akdi sorumluluk” denilmektedir. Borçlar Kanunun 96. maddesi gereğince ödenmesi gereken tazminat ise alacaklının müspet zararıdır. Müspet zarardan da, borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise, bu vaziyetle mamelekin hali hazır vaziyeti arasındaki fark anlaşılmalıdır.
Hukukumuzda bir davanın mahkeme önüne terditli taleplerle getirilmesi olanaklıdır. Niketim, davacı somut uyuşmazlıkta ilk kademede tapulu taşınmazın satış vaadi sözleşmesine dayanarak tapu iptali ve tescilini, ikinci kademede ise taşınmazın rayiç değerinin, o dahi olmazsa satış bedelinin sözleşme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davacının tapu iptal ve tescil isteminin reddedilmesi üzerine ikinci kademedeki istemine yönelik olarak olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmaması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 23.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.