YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10313
KARAR NO : 2012/12125
KARAR TARİHİ : 18.10.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 08.10.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yola terkin yola müdahalenin önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30.03.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, 112 ada 29 parsel sayılı taşınmazın içerisinden davacılara ait 28 sayılı parsele geçiş için kullanılan yolun kadastro sırasında davalı parseli içinde tescil edildiğini ileri sürerek yol olduğunu belirttiği kısmın tapu kaydının iptali ile yola terkinini ve davalının yola müdahalesinin önlenmesini istemişlerdir.
Davalı, dava konusu taşınmazı tapu kaydına güvenerek bütün halinde satın aldığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 112 ada 29 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile fen bilirkişi raporuna ekli krokide “B” harfi ile gösterilen 192,86 m2’lik kısmının yola terkinine, yola terkinden sonra geriye kalan “A” ve “C” harfleri ile gösterilen kısımların da aynı adanın son parsel numaraları verilerek davalı adına tesciline, davacının yola müdahalenin men’i talebinin reddine karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Davacılar, 112 ada 28 sayılı parselin maliki olduklarını, davalı adına tapuda kayıtlı 29 parsel sayılı taşınmaz ile öncesinin bir bütün olduğunu, aralarında yaptıkları taksim sözleşmesi gereğince taşınmazın güneyindeki
kadastrol yola çıkılabilmesi için bilirkişi raporu ve ekindeki krokide “B” harfi ile gösterilen yerin yol olarak bırakıldığını belirterek çekişmeli yerin tapu kaydının iptaline karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece davacıların bu istemi kabul edilmiştir. Davacılar kadim yol iddiasına dayanmamaktadır. Dosya kapsamına ve dinlenen tanık beyanlarına göre de dava konusu yerin kadim yol olmadığı davacıların taşınmazlarına gidiş gelişlerinde kullandıkları yol olduğu anlaşılmaktadır.
Öncesi bir bütün olan taşınmazların ifrazı sırasında yolla bağlantısı kesilen kısımlarının genel yola ulaşımını sağlamak amacıyla yol bırakılması gerekir. Bırakılan bu yolun sonradan yapılan kadastro sırasında da yol olarak terkin edilerek paftasında gösterilmesi gerekir. Davacılara ait 28 sayılı parsel ile 29 sayılı parselin önceki malikleri arasında yapılan ifrazı sırasında bırakılan yerin 2005 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında yol olarak terkininin yapılmadığı ve 29 sayılı parselin içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Davalı …, dava konusu 29 parsel sayılı taşınmazı kadastrodan sonra 27.12.2006 tarihinde mevcut hali ile tapuda devraldığından iyiniyetli 3. kişi konumundadır. Keşif sonrası düzenlenen fen bilirkişi raporu ve ekindeki krokiye göre, yol olduğu iddia edilen kısmın ifrazı sonucu davalıya ait taşınmazın bütünlüğü de bozularak ikiye bölünmektedir. Bu durumda davacılar güneydeki yola ulaşmak için ancak civardaki taşınmazların uygun yerlerinden TMK’nun 747.maddesi gereğince geçit hakkı kurulmasını isteyebileceklerinden davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine 18.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.