YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10869
KARAR NO : 2012/11111
KARAR TARİHİ : 27.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.01.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Hazine tarafından çekişmeli taşınmazın yayla yeri olduğu iddiasıyla açılmış mahkemece, istek kabul edilerek dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının iptaline, yayla niteliği ile özel siciline kaydedilmesine karar verilmiş, hükmü davalılar dava konusu taşınmazın Hazinenin kadastro tespitine itiraz etmesi üzerine Kadastro Mahkemesinin kararı ile adlarına hükmen tescil edildiğini belirterek, kesin hüküm nedeniyle temyiz etmişlerdir.
Hukuk düzeninde istikrar sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, hükme karşı yasa yollarının tükenmesi (şekli anlamda kesin hüküm) ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bir daha dava konusu yapılmaması (maddi anlamda kesin hüküm) şeklinde hukuk yargılaması sistemimizde yer almaktadır.
Şekli anlamda kesinleşmeyi zorunlu kılan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yeniden dava konusu yapılmaması amacı güden maddi anlamda kesin hüküm HUMK’nun 237. maddesinde düzenlenmiştir.
Anılan maddeye göre kesin hükmün oluşabilmesi için;
1-Dava konusunun, diğer bir anlatımla dava ile elde edilmek istenen sonucun aynı olması,
2-Dava sebebinin, yani davanın dayanağı vakıaların aynı olması,
3-Ve davanın taraflarının aynı olması gerekir. (kesin hüküm külli halefler ile cüz’i halefleri de bağlar.)
Somut olayda; dava konusu taşınmazın kadastro tespiti davalı …’nın bayii … … adına tespit edilmiştir. Hazine, Kadastro Mahkemesinin 1997/1372 Esas, 1998/348 Karar sayılı dosyasında dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve özel mülkiyete konu teşkil etmeyeceğinden kadastro tespitine itiraz etmiş, yargılama sırasında bu dava Kadastro Mahkemesinin 1997/1403 Esas ve 1999/1427 Karar sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Kadastro mahkemesince davacı Hazinenin davasının reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Görüldüğü üzere tarafları ve hukuki sebebi aynı olan her iki davada da tapu kaydının iptali istenen yer aynı taşınmazdır. Mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 27.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.