Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/11644 E. 2012/13320 K. 19.11.2012 T.
Yayınlanma Tarihi: 09.02.2024 14:34
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11644
KARAR NO : 2012/13320
KARAR TARİHİ : 19.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 23.02.2010 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırılık nedeniyle elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.02.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
1-Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve dosya içeriğine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Davacı, 107 ada 33 parsel sayılı taşınmazı üzerindeki yüksek gerilim hattı ile davalı ...’ye ait komşu 107 ada 27 parsel sayılı taşınmazdaki elektrik direğinin görüntü ve çevre kirliliğine yol açtığını bilgisayar ve kamera gibi donanımlarını bozduğunu, sağlığa da zarar verdiğini öne sürerek elatmanın önlenmesi ve kal isteminde bulunmuştur.
Davalı ..., kendisinin de yüksek gerilim hattı ve elektrik direğinden zarar gördüğünü belirtmiştir.
Davalı ... Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; davacının temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamında özetle “ Davacıya, ... A.Ş. aleyhine dava açması için süre verilmesi, davanın açılması halinde işbu dava ile birleştirilmesi” gerektiğine işaret edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak, davacıya ... A.Ş. Genel Müdürlüğü aleyhine dava açması için süre verilmiş, ... A.Ş. Genel Müdürlüğü aleyhine açılan dava bu dava ile birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Davalı ... A.Ş. Genel Müdürlüğü vekili, yüksek gerilim hattı için kamulaştırma işlemlerinin halen devam ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yeniden davanın reddine dair hüküm kurulmuştur.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 718 maddesinde; “Arazi üzerindeki mülkiyet kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki ... ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer” hükmüne yer verilmiştir. Arazideki yapılar kavramı ise Türk Medeni Kanununun 722-728. Maddelerinde düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanununun 727. maddesinde de mecralara yer verilmiştir. Türk Medeni Kanunun 727. maddesi; “Su, gaz, elektrik ve benzerlerinin mecraları, işletmenin bulunduğu taşınmazın dışında olsalar bile aksine bir düzenleme olmadıkça işletmenin eklentisi ve işletme malikinin malı sayılır. Komşuluk hukukunun gerektiği haller dışında bir taşınmazın böyle bir mecra ile ayni hak olarak yüklenmesi, ancak bir irtifak hakkı kurulması suretiyle olabilir. İrtifak hakkı, mecra dışardan görülmüyorsa tapu kütüğüne tesciliyle, dışarından görülüyorsa noterce düzenlenecek sözleşmeye dayanılarak mecranın yapılmasıyla doğar” şeklindedir.
Türk Medeni Kanununun 779. maddesinde ise; taşınmaz lehine irtifak hakkı bir taşınmaz üzerinde diğer taşınmaz lehine konulmuş bir yük olarak tanımlanmış, 780. maddesinde ise; “irtifak hakkının kurulması için tapu kütüğüne tescil şarttır. İrtifak hakkının kazanılmasında ve tescilinde aksi öngörülmüş olmadıkça taşınmaz mülkiyetine ilişkin hükümler uygulanır. İrtifak hakkının zamanaşımı yolu ile kazanılması, ancak mülkiyeti bu yolla elde edilebilecek taşınmazlarda mümkündür” hükmü mevcuttur.
Somut olayda; davacı kurum lehine, davacıya ait 107 ada 33 parsel sayılı taşınmazın tapu kütüğüne tescil edilerek kurulmuş bir irtifak hakkı bulunmadığı gibi, davalı ... A.Ş. Genel Müdürlüğü ile taşınmaz maliki davacı arasında sözleşmeyle tesis edilmiş bir irtifak hakkı da mevcut değildir.
Mahallinde yapılan keşif sonucunda; davalı kuruma ait yüksek gerilim enerji nakil hattının davacının 107 ada 33 parsel sayılı taşınmazına tecavüzlü bulunduğu anlaşıldığından mülkiyet hakkı sahibi davacının Türk Medeni Kanununun 683. maddesi gereğince elatmanın önlenmesi ve kal talebi yerindedir.
Bu nedenle davacıya ait taşınmaz üzerindeki yüksek gerilim hattı yönünden davanın kabulü gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 19.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.