Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/11766 E. 2012/13137 K. 09.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11766
KARAR NO : 2012/13137
KARAR TARİHİ : 09.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.09.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.01.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili ve …, … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin pul yokluğundan reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava …, … ve … tarafından 421 parsel sayılı taşınmaz lehine 403 ve 412 parsel sayılı taşınmazlardan geçit kurulması istemiyle açılmıştır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacılara ait parsel yararına fen bilirkişinin 10.02.2009 tarihli raporunda pembe renk ile boyalı kısımdan 2,5m ile 5,30m arasında değişen genişlikte geçit hakkı tesisine karar verilmiştir.
Hükmü; davalı Hazine vekili ile davalılardan … ve … vekili temyiz etmiştir.
1-Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Lehine geçit hakkı kurulan 421 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının incelenmesi ile taşınmazın …, … ve dava dışı paydaşlar adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı … taşınmazın
malikleri arasında yer almamaktadır, bu nedenle açmış olduğu davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerekirken esastan incelenerek sonuçlandırılması doğru değildir.
2-Elbirliği halinde mülkiyette, somut olayda olduğu gibi mirasçılar arasında ortaklık bağı vardır. Bu kişiler mirasçı sıfatı ile bir mala veya hakka birlikte malik olmak durumundadır. Türk Medeni Kanununun 701 ila 703. maddeleri uyarınca bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği bulunmadığından ortaklardan her birinin eşya üzerinde doğrudan bir hakkı da yoktur. Bu anlatımın doğal sonucu olarak da mülkiyet bütünüyle ortakların tümüne aittir. Elbirliği mülkiyetinde malikler mülkiyet payını ayırmadığından eşya üzerinde paydaş değil ortaktır. Yine bu tür mülkiyette işin özelliği gereği ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Şayet davalı olacaklarsa davanın ortakların tümü aleyhine açılması gerekir.
Türk Medeni Kanununda bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki açtığı bu davaya devam edilebilmesi için kural olarak öteki ortakların açılan davaya olur vermeleri ya da davanın miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile sürdürülebileceği benimsendiğinden ve dava ehliyetinin varlığı mahkemece re’sen araştırılması gereken hususlar arasında bulunduğundan davaya katılmayan ortakların olurları alınmaksızın veya Türk Medeni Kanununun 640. maddesi uyarınca miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülebilmektedir.
Dava konusu taşınmazda malik …’ün dava devam ederken ölmesi nedeniyle … dışındaki diğer mirasçılarına duruşmaya gelerek davaya devam etmeleri hususunda tebligat yapılmış olmasına rağmen davayı takip etmemişler, kendilerini vekil ile temsil ettirmemişlerdir. Mirasçılardan …’a Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca yapılan tebligat aynı adrese daha evvel yöntemine uygun bir tebligat yapılmadığından 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğüne uygun değildir. …’ın adresi Tebligat Kanununun 10. maddesinde belirtilen usullere göre belirlenerek dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edildikten ve taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken bu eksiklik gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 09.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.