Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/11831 E. 2012/13561 K. 23.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11831
KARAR NO : 2012/13561
KARAR TARİHİ : 23.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar tarafından, davalı aleyhine 23.11.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.07.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747 maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacı …’un aktif dava ehliyeti olmadığı, diğer davacı yönünden ise geçit ihtiyacı bulunmadığı için davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılardan … temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetiler,ek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Dava konusu 30 parsel sayılı taşınmaza komşu olan 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlar lehine 2 parsel sayılı taşınmazdan kurulu bir geçit hakkı bulunmaktadır. Davacı parselinin de bu geçide batı yönünden cephesinin Bulunduğu bilirkişinin 17.10.2011 tarihli raporundan gözlemlenmektedir. Mahkemece bu geçit yerinden davacı parselinin de yararlanabileceği düşünülerek geçit istemi reddedilmiştir. Geçit davaları parsel leh ve aleyhine kurulur. Mevcut geçit davacı parseli lehine kurulmadığı için davacının bu geçitten yararlanması ancak buradan 30 parsel lehine kurulacak yeni bir geçit kararı ile mümkündür. Açıklanan nedenle davacı parselinin genel yola çıkışı bulunmadığından mutlak geçit ihtiyacı içerisinde bulunduğu sabit olan davacının geçit isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılması gereken, önceki geçitten yararlanma imkanının bulunup bulunmadığı araştırılarak, mümkünse belirtilen geçit üzerinden, mümkün değil ise yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı parselinin geçit ihtiyacını karşılamak üzere alternatifler araştırılarak yeni bir geçit kurmak olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı temyizinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 23.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.