Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/12227 E. 2012/14063 K. 03.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12227
KARAR NO : 2012/14063
KARAR TARİHİ : 03.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.07.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, birleşen 2010/134 esas sayılı dosya davacıları … ve … tarafından davacı birleştirilen dosya davalısı … 05.10.2010 gününde verilen dilekçe ile tenkis istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine dair verilen 11.04.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar birleştirilen davanın davacıları … ve … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Dava, ölünceye kadar bakım aktine dayalı tapu iptali ve tescil, birleştirilen dava ise aynı taşınmazlarla ilgili tenkis isteğine ilişkindir.
Davalılar-birleştirilen davanın davacıları, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, ölünceye kadar bakım aktine dayalı tapu iptali ve tescil davasının kabulüne, birleştirilen tenkise ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar-birleştirilen davanın davacıları temyiz etmiştir.
1-Ölünceye kadar bakım aktine dayalı tescil talebinin kabulü ile hüküm sonucunun A-2 bendinde davacı adına tesciline karar verilen taşınmazlardan Güven köyü 649 parsel sayılı 990.00 m2 yüzölçümlü tarla vasfındaki taşınmazın tapuda 12/28 paylı olarak Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu dosya içerisinde bulunan tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır. Mahkemece bu parsel hakkındaki talebin reddi gerekirken, diğer taşınmazlarla birlikte bu parsel hakkında da kabul hükmü kurulması,
Ayrıca, dava dilekçesinde sadece ölünceye kadar bakım sözleşmesinin tarafı olan bakım alacaklısı Şerife Sert’in dava konusu taşınmazlardaki eşinden gelen miras payının tescili talep edildiği halde 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesi hükmüne aykırı olarak talep aşılmak suretiyle davacının mevcut hisseleri ile
birlikte tapu iptali ve tescile karar verilen hisselerin de tevhidi suretiyle tesciline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Diğer taraftan 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 5578 sayılı Kanunla değişik 8. maddesi ile; Tarım arazileri, doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılmış; belirlenen parsel büyüklüğünün mutlak tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektar ve marjinal tarım arazilerinde 2 hektardan küçük olamayacağı, tarım arazilerinin bu büyüklüklerin altında ifraz edilemeyeceği, bölünemeyeceği veya küçük parsellere ayrılamayacağı, kural olarak tarım arazilerinin, belirlenen büyüklükteki parsellerden daha küçük parçalara bölünemeyeceği, bölünemez büyüklükteki tarım arazilerinin mirasa konu olmaları ve üzerlerinde her ne şekilde gerçekleşmiş olursa olsun birlikte mülkiyetin mevcut olması durumunda, bu arazilerin ifraz edilemeyeceği, payların üçüncü şahıslara satılamayacağı, devredilemeyeceği veya rehnedilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Bu nedenle; yukarıda belirtilen bölünemez büyüklükteki tarım arazilerinde oluşmuş hisselerin üçüncü şahıslara satılması devredilmesi yasaklanmakta olup bölünemez büyüklükte ve birlikte mülkiyetin söz konusu olduğu tarım arazilerinin, paydaşlarının veya iştirakçilerinin tamamının birlikte katılımı ile üçüncü kişiye satışı yapılabilir, devredilebilir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; ölünceye kadar bakım sözleşmesine konu taşınmazların belirlenen tarımsal niteliğinin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı İl veya İlçe Müdürlüğünden sorulup görüşü alındıktan sonra tescilin mümkün olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Ölünceye kadar bakım sözleşmesine konu payın arazinin büyüklüğü itibariyle belirlenen tarımsal niteliğine göre satışının mümkün olmadığının anlaşılması halinde davanın reddi, aksi halde kabul kararı verilmesi gerekir.
Mahkemece, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar-birleştirilen davanın davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 03.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.