YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12378
KARAR NO : 2012/13108
KARAR TARİHİ : 09.11.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.04.2012 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.04.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava konusu 122 ada 49 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağında doğum tarihinin 1966 olmasına rağmen 1954 olarak yazıldığını bu yanlışlığın düzeltilmesini ve mülkiyetin müvekkiline ait olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Tapuda kimlik bilgileri düzeltilmesine ilişkin davalarda amaç tapu kaydındaki malik bilgilerini nüfus kaydına uygun hale getirmektir.
“Mülkiyet hakkının tescili” başlıklı Tapu Sicil Tüzüğünün 25. maddesinde kütükte bulunması zorunlu bilgiler; malikin adı ve soyadı, baba adı ile edinme nedeni, tarih ve yevmiye numarasından ibarettir. Görülüyor ki; bunların arasında malikin doğum tarihi yer almamıştır. Dolayısıyla tapu kütüğünde bulunması zorunlu olmayan nüfus bilgilerinin ilavesi veya düzeltilmesi dava yoluyla istenemez. Şayet tapunun tesciline dayanak yapılan işlemde düzeltmeyi gerektirir bir hata yapılmışsa, bu hata tüzüğün 87. maddesi uyarınca ilgilisinin başvurusu üzerine o maddedeki konular araştırılarak idarece düzeltilmelidir.
Mahkemece, açıklanan bu husus gözetilerek kadastro tespitleri sırasında yapılan yanlışlıklardan olan doğum tarihinin düzeltilmesine ilişkin davanın reddi yerinde ise de, tapu malikinin davacı ile aynı kişi olduğunun ispatlanması halinde çoğun içerisinde az da vardır” kuralı gereğince bu yönde bir tespit kararı verilmelidir. Mahkemece belirtildiği şekilde bir araştırma ve inceleme yapılarak davanın ispatlanması halinde bir tespit hükmü kurulması gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 09.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.