YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5770
KARAR NO : 2012/10900
KARAR TARİHİ : 25.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.05.2008 gününde verilen dilekçe ile muarazanın giderilmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.10.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, sağlığa zarar verdiği iddiası ile davalı GSM şirketine ait baz istasyonunun kaldırılması isteğine ilişkindir.
Davalı, kurulu olan baz istasyonunun sağlığa zararı olmadığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı şirkete ait baz istasyonunun limit değerlere ve güvenlik mesafelerine uygun olarak işletilmekte olduğu ancak istasyonun kurulu olduğu alanda yaklaşım önleyici herhangi bir tedbir alınmadığı, cihazlara işletmecilerin kontrolü dışındaki kişilerin erişiminin mevcut olduğu, yetkisiz önleyici tedbirler alınmadan mevcut hali ile çalıştırılmasının 16.05.2009 tarihli Yönetmeliğe aykırı ve sakıncalı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Bu tür davaların Türk Medeni Kanununun 737. maddesi gereğince komşuluk hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden adli yargıda görülmesi gerekir.
Baz istasyonları, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun 37. maddesi gereğince BTK tarafından bu konuyu düzenleyen Yönetmelikteki yer, ölçü ve limit değerlere göre verilen güvenlik sertifikası gereğince kurulan, günümüzde haberleşme ve iletişimin sağlanmasında önemli bir yeri olan, genel olarak alıcı/verici antenleri sayesinde elektromanyetik dalgaları (sinyalleri) alma ve gönderme işlemi yapan sistemlerdir. Konuşmanın az olduğu kırsal alanlarda 35 km’lik, konuşma trafiğinin daha yoğun olduğu şehir merkezlerinde ise 1-2 km’lik bir mesafe içinde hizmet verebilen, çıkış güçleri oldukça düşük olan cihazlardan oluşmaktadır.
Ulaşılan son teknolojik gelişmelere göre, telefonla haberleşme ve iletişimin sağlıklı ve verimli olarak gerçekleştirilebilmesi için baz istasyonlarının bal peteği benzeri hücresel bir yapıda ve her bir peteğin içinde de en az bir baz istasyonu bulunacak şekilde kurulması zorunludur. Her bir istasyon kapasitesi itibariyle belirli sayıda abonenin haberleşmesini sağlayabileceğinden nüfusun yoğun olduğu yerleşim merkezlerinde daha çok sayıda baz istasyonu kurulması gerekmektedir. Şehirlerin dışına çıkartılmaları halinde hücresel yapı bozulacağından haberleşme ve iletişimin sağlanabilmesi için gerek baz istasyonlarından abonelere gerekse abonelerden baz istasyonlarına karşılıklı olarak gereğinden çok yüksek elektromanyetik dalgalar gönderilmek zorunda kalınacak, toplum sağlığı olumsuz yönde etkilenecektir.
Diğer taraftan, 05.11.2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ve bu Kanun gereğince çıkartılan yönetmelik uyarınca baz istasyonlarının sağlığa zarar vermeyecek şekilde; nerede, nasıl, hangi ölçü ve limitler dahilinde kurulacağını belirleme ve kurallarını koyma işlemleri, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığının (BTK) görev ve yetkisindedir.
İnsan sağlığına etkileri konusunda başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere, Uluslararası İyonlaştırmayan Radyasyondan Koruma Komisyonu (ICNIRP), Elektrik Elektronik Mühendisleri Enstitüsü (IEEE) gibi bir çok uluslararası kuruluşun yapmış oldukları çalışmaların neticesinde bir takım sınır değerler belirlenmiştir.
BTK tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikte, Türkiye’de geçerli olacak sınır değerleri; İngiltere, Amerika, Kanada, ICNIRP ve Avrupa Birliğinin kabul ettiği değerin yaklaşık 1/4’ü olarak kabul edilmiştir.
Sağlığa zarar verdiği iddiası dışında baz istasyonlarının sertifikada belirtilen limit değerlere ve güvenlik mesafesine uygun olarak kurulmadığı, başlangıçta uygun kurulsa dahi sonradan sertifikadaki limit değer ve güvenlik mesafelerine aykırı davranıldığı gerekçesi ile kaldırılmasına ilişkin talep ve itirazların ilgili mevzuat gereğince BTK’ya yapılması gerekmektedir. Bu kurumun uygulamalarına ve kararlarına karşı da idari yargıda dava açılmalıdır. Keza davacı, baz istasyonunun limit değerlere ve güvenlik mesafelerine uygun olmasına rağmen zararlı olduğunu iddia ediyorsa, idari yargıda idareye karşı yönetmeliğin iptali davası açması gerekir. Adli yargıda görülecek davalarda ise davanın kabul edilebilmesi için öncelikle baz istasyonunun yönetmelikte belirtilen limit değerlere uygun bulunmadığı ve sağlığa zarar verdiğine ilişkin iddiaların kanıtlanması gerekir.
Dairemizin yukarıda belirtilen ilkeleri doğrultusunda dava konusu baz istasyonunun yönetmelikte belirtilen limit değerlere ve güvenlik mesafesine uygun olup olmadığı, davacının sağlığına zarar verip vermediği konusunda tarafların göstermiş oldukları deliller toplanıp yine yukarıda açıklanan Yönetmelik ve Tebliğname hükümleri dikkate alınarak belirlenecek uzman bilirkişiler marifetiyle keşif yapılarak alınacak bilirkişi raporları ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Baz istasyonlarının uzun vadede sağlığa zarar vereceği/verebileceği, baz istasyonlarından psikolojik olarak etkilenildiği/etkilenileceği vs. şeklindeki kanıtlanması mümkün olmayan soyut iddialarla açılan davaların dinlenmesi mümkün değildir.
Somut olaya gelince;
Mahkemece, dava konusu baz istasyonuna işletmecilerin kontrolü dışındaki kişilerin erişiminin mevcut olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmişse de; 16.05.2009 tarihli Yönetmeliğin “Kuruluş yeri” başlıklı 5. maddesinin 3. fıkrası aynen “İşletici/İşletmecinin kontrolü ve personeli dışındaki kişilerin erişiminin engellenmediğinin tespit edilmesi halinde, uygunsuzluğun giderilmesi amacı ile yapılan tebliğ tarihinden başlamak üzere İşletici/İşletmeciye 10 iş günü süre verilir. İşletici/İşletmecinin kontrolü ve personeli dışındaki erişimin engellendiğine dair alınan önlemler Kuruma bildirilir. Yapılan bildirimin Kurum tarafından uygun bulunması halinde konu cihaz faaliyetine devam eder. Ancak, yapılacak denetimde uygunsuzluğun devam ettiğinin tespit edilmesi halinde işletmecilerin kontrolü ve personeli dışındaki kişilerin erişiminin engellenmesine yönelik gerekli tedbirler alınıncaya kadar 23 üncü madde hükümleri uygulanır.” şeklindedir.
Aynı Yönetmeliğin “İdarî yaptırımlar” başlıklı 23. maddesinin 1. fıkrasında ise, “5. maddenin üçüncü fıkrası belirtilen hükmün ihlali halinde sabit elektronik haberleşme cihazının faaliyeti uygun şartlar sağlanıncaya kadar Kurum tarafından veya Kurumca yapılan bildirim üzerine mülkî amirler eliyle durdurulacağı” belirtilmiştir.
Hal böyle olunca, baz istasyonuna işletmecilerin kontrolü dışındaki kişilerin erişiminin mevcut olması halinde Yönetmeliğin ilgili bu hükümleri uyarınca o maddedeki hususlar araştırılarak idarece durdurulabileceğinden, idarenin yerine geçecek şekilde yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılan araştırmalar ve dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre davaya konu baz istasyonunun 16.05.2009 tarihli Yönetmelikte belirtilen limit değerlere ve güvenlik mesafelerine uygun olarak kurulduğu ve işletilmekte olduğu anlaşılmaktadır.
Ne var ki; daha sonra 21.04.2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslar Arası Standartlara Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü Ve Denetimi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca, davaya konu baz istasyonunun limit değerlere ve güvenlik mesafelerine uygun olarak işletilmekte olup olmadığı hususunda bilirkişi kurulundan ek rapor alınmadan hüküm tesisi doğru olmadığından, kararın açıklanan bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 25.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.