YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5971
KARAR NO : 2012/7083
KARAR TARİHİ : 17.05.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.07.2011 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.02.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar …, …, … vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, su yolu mecrası kurulması istemi ile açılmıştır.
Davacı, 1626 parsel sayılı taşınmazda paylı malik olduğunu,taşınmazda kar ve yağmur suları ile biriken suyun taşınmaza zarar verdiğini belirterek fazla suyun davalılara ait 1625, 1623, 1624 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçirilmesini istemiştir.
Davalılar …, …, , …, davanın reddini savunmuşlar diğer davalılar savunmada bulunmamışlardır. Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalılar …, …, … temyiz etmiştir.
Bilindiği gibi Türk Medeni Kanununun 742. maddesi uyarınca, taşınmaz maliki üst taraftaki araziden kendi arazisine doğal olarak akan suların ve özellikle yağmur, kar ve tutulmamış kaynak sularının akışına katlanmak zorundadır. Komşulardan hiçbiri, suların bu akışını diğerinin zararına değiştiremez. Aynı yasanın 743. maddesinin l.ve 2.fıkrası gereğince de “bir arazinin suyu öteden beri alt taraftaki araziye doğal bir şekilde akmakta ise, alt taraftaki arazi maliki, üst taraftaki araziden fazla suyun boşaltılması sırasında da bu suları kabul etmek zorundadır. Alt taraftaki arazi maliki boşaltma
dolayısıyla akan sulardan zarar görmekte ise gideri üstteki arazi malikine ait olmak üzere, kendi arazisinden yapılacak mecra ile suyun akıtılmasını isteyebilir.”
Mahkemece her ne kadar davacının talebi doğrultusunda uyuşmazlık mecra hakkı tesisi olarak nitelendirilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de taraflar arasındaki çekişmenin yukarda sözü edilen yasa hükümleri gözetilerek çözümlenmesi gereklidir.
Hal böyle olunca, uzman (ziraatçı veya jeolog) bilirkişiler aracılığı ile, yerinde yeniden keşif yapılarak davacının taşınmazında biriken kar ve yağmur sularının “öteden beri alt taraftaki araziye doğal bir şekilde akma” durumunun söz konusu olup olmadığı, alt taraftaki taşınmazların zarar görüp görmediği, zararın varlığının belirlenmesi halinde hangi önlemlerin alınmasının gerektiğinin saptanması ve suların ne şekilde tahliyesinin gerektiğinin araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Hükmün açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar …, …, …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatıranlara iadesine, 17.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.