YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6176
KARAR NO : 2012/8845
KARAR TARİHİ : 21.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.02.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın davalı …’e ait 1/2 payı yönünden reddine, diğer davalı …’e ait 1/2 pay yönünden davanın kabulüne dair verilen 25.01.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yayla olduğu iddia edilen çekişmeli taşınmaza ait tapu kaydının iptali ile özel siciline işlenmesi istemi ile açılmış, mahkemece Dairemizin 03.12.2010 tarihli 2010/12086 – 13404 Esas ve Karar sayılı kabul bozma ilamına uyularak dava konusu taşınmazda davalı …’e ait 1/2 payı yönünden davanın reddine, diğer davalı …’ ait 1/2 pay yönünden davanın kabulü ile önceki kararın aynen geçerliliğine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Yerel mahkeme kararının Dairemizin 03.12.2010 tarihli 2010/12086 – 13404 Esas ve karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş olduğundan mahkemenin hükmü tamamen ortadan kalkmış olduğu halde davalı …’ün 1/2 payı yönünden önceki kararın kesinleştiğinden bahisle yeni bir hüküm kurulmadan önceki kararın aynen geçerliliğine şeklinde hüküm kurulması 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesine aykırıdır. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her
biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir.
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden, hükmün diğer yönlerinin kesinleşmiş olduğundan bahisle hüküm kurulması doğru değil ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HUMK’nun 438/VII maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün 2. fıkrasının 2. satırında “…pay yönünden” sözcüklerinden sonra gelen “Mahkememizin 27.06.2006 tarih 2006/1091 Esas, – 2006/3070 Karar sayılı kararın temyiz edilmediğinden davacının” sözcüklerinin çıkarılarak, yerine “davanın kabulü ile dava konusu taşınmazda …’e ait 1/2 payın tapusunun iptali ile bu kısmın yayla vasfı ile özel sicile kaydedilmesine” sözcüklerinin yazılmasına, ayrıca 2. fıkranın 4. satırında “kaydedilmesine” sözcüğünden sonra gelen “dair kararın aynen geçerliliğine” sözcüklerinin hükümden çıkarılmasına, hükmün DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, 21.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.