Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2012/7798 E. 2012/8439 K. 14.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7798
KARAR NO : 2012/8439
KARAR TARİHİ : 14.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 06.02.2012 gün ve 2012/908 – 1485 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, 6894 ada 5 parsel sayılı taşınmazdaki A Blok 5 numaralı bağımsız bölümü 18.09.1996 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davalıdan satın aldığını ileri sürerek tapu iptali tescil talebinde bulunmuş, yargılama aşamasında da talebini ıslah ederek tapu iptali ve tescil talebinin kabul edilmemesi halinde tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davaya asli müdahil olarak katılan …, aynı bağımsız bölümü 17.04.1996 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle kendisinin satın aldığını savunarak taşınmazın kendi adına tescilini istemiş, yargılama aşamasında aynı istemle açtığı dava eldeki davayla birleştirilmiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, birleşen davanın kabulüne, …’nun tazminat isteminin de kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davacı … tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizce onanmış, bu kez davacı … karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, bu istem kabul edilmediği takdirde tazminat, birleşen dava ise yine satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Somut olayda; davacı …, …’a ait 6894 ada 5 parsel sayılı taşınmazdaki A Blok 5 numaralı bağımsız bölümü 18.09.1996 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını ileri sürerek tapu iptali tescil isteminde bulunmuştur. Yargılama aşamasında davaya asli müdahil olarak katılan … de aynı taşınmazı 17.04.1996 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı iddiasıyla taşınmazın kendi adına tescilini talep etmiştir. Asli müdahil ayrıca tapu iptali tescil davası da açmış, bu davada eldeki dava ile birleştirilmiştir.
Davacıların tescil istemlerinin dayanağı satış vaadi sözleşmeleri resmi şekle uygun olarak düzenlenmiştir. Her iki davacı da aynı bağımsız bölümü satın almışlardır. Diğer bir anlatımla dava konusu şey üzerinde kişisel hakka dayanarak tapu iptali tescil isteminde bulunmaktadırlar. Kişisel hakların yarıştığı bu gibi durumlarda bu hakların hangisine üstünlük tanınacağı dayanılan sözleşmenin tarihine göre saptanır ve daima önceki tarihli olana üstünlük tanınır. Bunun istisnası önceki tarihli sözleşmenin iradeyi sakatlayan nedenlerle örneğin; danışıklı düzenlendiği, ehliyetsizlik, gabin gibi iddialarla geçersizliğinin ileri sürülmüş olmasıdır.
Yeniden somut olaya döndüğümüzde; her ne kadar davacı … birleştirilen davanın davacısının dayandığı satış vaadi sözleşmesinin danışıklı olduğunu ileri sürmüş ise de mahkemece önceki tarihli sözleşmeye üstünlük tanınarak birleştirilen davanın davacısının(asli müdahil) istemini kabul etmiştir. Mahkemenin …’nin dayandığı satış vaadi sözleşmesinin geçerli olduğu yönündeki kabulünün dayanağı da satış vaadi borçlusu …’ın 17.04.1996 tarihli satış vaadi sözleşmesinin iptali için 26.05.1997 tarihinde açtığı dava olmuştur. Bu davada … 5 numaralı bağımsız bölümün önce …’a satış vaadi sözleşmesi ile satıldığını, …’ın isteği üzerine de gayri resmi eşi …’in borcunun teminatı olmak üzere …’den satış vaadi sözleşmesi yapılmasını istediğini, kendisinin bu nedenle …’ye satış
vaadinde bulunduğunu, yine …’ın …’ye borçlarını ödediklerini belirterek taşınmazı …’na satmasını istemesi üzerine de …’na sattığını belirterek sözleşmenin iptalini istemiştir. Mahkemece dava taraf muvazaasının yazılı belgeyle kanıtlanması gerektiği, yazılı belgenin bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, bu karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Ancak, …’ın açtığı satış vaadi sözleşmesinin iptali davasında taraf muvazaasına dayanılmıştır. Bilindiği gibi sözleşmenin tarafları danışıklı işlem iddiasında bulunduğunda bu iddia sözleşme ile aynı güçte yazılı bir belge ile kanıtlamalıdırlar. Danışıklı işlem iddiasını üçüncü kişi ileri sürdüğünde ise bunun her türlü delille kanıtlanması olanağı vardır. Davacı … da … ile davalı … arasında düzenlenen 17.04.1996 tarihli sözleşmenin danışıklı olduğunu ileri sürdüğüne, … da bu sözleşme açısından üçüncü kişi konumunda olduğuna göre bu iddiasını her türlü kanıtla kanıtlayabilir. … ve … arasında kesinleşen hüküm …’na karşı kesin hükümün sonuçlarını doğurmaz.
Belirtilen nedenlerle, mahkemece …’nun iddiası doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davacı … vekilinin son oturumdaki ıslah talebini açıklayan beyanı istemin tazminata dönüştürüldüğü şeklinde değerlendirilerek bağımsız bölümün dava tarihindeki değerini belirleyen bilirkişi raporunun gerekçesiz ve denetime elverişli olmadığı da gözetilmeden tazminata hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 06.02.2012 tarihli ve 2012/908 – 1485 sayılı onama ilamı KALDIRILARAK, hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 14.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.