YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10297
KARAR NO : 2013/13212
KARAR TARİHİ : 22.10.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 11.09.2012 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22.11.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı idare vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu taşınmazların tapulama tutanağının Ağustos 1332 tarihli, 2 no’lu tapu kaydı esas alınarak tanzim edildiği anlaşılmaktadır. Davacılar vekili … kızı …’nin davacıların murisi … kızı …, … oğlu …’in ise yine davacıların murisi … oğlu … olduğunu ileri sürerek bu davayı açmıştır. Ancak “… kızı …” ile “… oğlu …” isimli şahıslar tapu kaydına göre Ağustos 1332 yani 1916 tarihi itibari ile taşınmazda malik olduğu halde … kızı … 1916 doğum tarihli, diğer muris … oğlu … ise 1918 doğum tarihli olup o tarihte henüz doğmamıştır.
Ayrıca aynı şahıslara ait olduğu anlaşılan ve bu davanın konusu dışındaki başka taşınmazlara ilişkin görülen … Sulh Hukuk Mahkemesinin 1985/211 Esas 1985/241 Karar sayılı dosyası ile … Sulh Hukuk Mahkemesinin mahkemesinin 1985/169 Esas 1985/154 Karar sayılı ortaklığın giderilmesi davalarında davacılar yer almamış, bu dosyalar
içerisinde davacıların murislerinden farklı bir “…” ve “…” adlı şahıslara ait mirasçılık belgeleri bulunduğu görülmüştür. Bu sebeple mahkemece mülkiyet aktarımına neden olunmaması için tapu kayıtları ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilerek mahallinde uygulanmalıdır. Bunun yanında tarafların gösterdikleri tanıklar ve yukarıda belirtilen ortaklığın giderilmesi davasının tarafları olan şahısların duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalıdır.
Mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.