YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10657
KARAR NO : 2013/14180
KARAR TARİHİ : 11.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar tarafından, davalı aleyhine asıl davada 16.03.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl dava, yola elatmanın önlenmesi ve kal; birleştirilen dava ormanlık alana elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir.
Asıl davada davacı, davalının kadim köy yoluna yapı yapmak ve etrafını çitle çevirmek suretiyle müdahalede bulunduğunu belirterek elatmanın önlenmesi ile yapı ve çitin kaldırılmasını istemiştir. Birleştirilen davada davacı … idaresi, davalının ormanlık alana elattığını belirterek elatmanın önlenmesi ve kal talebinde bulunmuştur.
Davalı, köy yoluna tecavüzünün bulunmadığını, tecavüz edilen yerin orman boşluğu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl ve ve birleştirilen davanın kabulü ile asıl davada 04.06.2012 tarihli bilirkişi raporunda A ve B harfi ile gösterilen yere yapılan elatmanın önlenmesine ve kaline; birleştirilen davada 04.06.2012 tarihli bilirkişi raporunda C ile gösterilen yere yapılan elatmanın önlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Asıl dava yönünden; 6100 sayılı HMK’nın 297/2 maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, hüküm sonucunda “kal’ine” karar verilmekle yetinilmiş, hangi yapıların kal edileceği açıkça belirtilmemiştir.
Bu durumda mahkemece, uzman bilirkişiler aracılığı hangi yapının ne kadar miktarının kal edileceğinin bilirkişi rapor ve krokisinde tereddüte neden olmaksızın ölçüye dayalı olarak ve infaza elverişli biçimde gösterilmesi gerekirken HMK’nun 297/2 maddesine aykırı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2) Birleştirilen davada da 04.06.2012 tarihli bilirkişi raporunda (C) ile gösterilen yere elatmanın önlenmesine karar verilmiş ise de bilirkişi raporunda (C) ile gösterilen yerle ilgili olarak gerekçeli kararda herhangi bir saptama yapılmadığı gibi dosya içerisindeki bilirkişi raporunda ve eki krokide yolun ve ormanlık alanının nereler olduğu belirtilmemiştir.
Bu nedenle mahkemece tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller dikkate alınarak uzman bilirkişiye keşfi izlemeye elverişli rapor düzenlettirilmeli, saptanan hususlar gerekçede de gösterilmek suretiyle usul ve yasaya uygun karar verilmelidir.
Mahkemece eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 11.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.