Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/10837 E. 2013/12385 K. 30.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10837
KARAR NO : 2013/12385
KARAR TARİHİ : 30.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
(Kapatılan Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesi)

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 20.12.2012 günlü ve 2012/12288-14613 sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 2574 ada 32 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi rapor ve krokisinde gösterilen 400 m2 kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, … Belediye Başkanlığı aleyhine açılan davanın reddine dair verilen karar davalı … Başkanlığının temyizi üzerine daha önce Dairemizce; eldeki davada davacı … ve davacının kendisine satış yaptığını bildirdiği … adına hukuken geçerli bir tapu tahsis belgesi bulunmadığı, tahsise konu yerin bilirkişi raporuna göre ticaret alanında kaldığı, ödemelere ilişkin olarak bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu ve düzenleme ortaklık payı kesilmeksizin istemin hüküm altına alındığı gerekçeleriyle bozulmuştur.
Bozmaya uyularak yargılamaya devam olunmuş; mahkemece, davalılardan … hakkındaki davanın husumet yönünden reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiş, davalı … Belediye Başkanlığının hükmü temyizi üzerine bu defa karar Dairemizce; “… bu davanın açılabilmesi için 2981 sayılı Kanun hükümleri gereğince davacı adına düzenlenmiş bir tapu tahsis belgesi bulunması, ayrıca tescile karar verilebilmesi için de yukarıda belirtilen koşulların gerçekleşmiş olması gerekir. Davacı tarafından yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun olarak düzenlenmiş bir tapu tahsis belgesi sunulmamıştır.
Ayrıca, tahsis sahibinin hakkını başkasına nasıl devredeceğine ilişkin koşullar da yukarıda açıklanmıştır. Davacı tarafından geçerli bir tapu tahsis belgesine dayanılmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği…” belirtilerek bozulmuştur.
Dairemizin 20.12.2012 tarihli 2012/12288-14613 sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere; dava dışı … tarafından belediye taşınmazı üzerine inşa edilen gecekondu nedeniyle 19.09.1984 tarihinde tapu tahsis belgesi almak üzere başvuru yapılmış, işlemler tamamlanarak kendisine 07.12.1989 tarihli tapu tahsis belgesi verilmiştir. Davacı … ise 05.12.1986 tarihli adi yazılı sözleşme ile …’den tapu tahsis belgesi başvuru hakkını devraldığını ileri sürerek bu davayı açmıştır.
3290 sayılı Kanun İle bazı maddeleri değiştirilen ve bazı maddeler eklenen 2981 sayılı Kanunun Uygulamasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesinin 7. ve son fıkraları gereğince; “Tapu tahsis belgesi alındıktan sonra gecekondunun, Kanunun 13 üncü maddesi (a) bendi hükümlerine göre hak sahibi niteliklerini taşıyan bir kişiye satılması halinde, satış belgesi ve tapu tahsis belgesi ibraz edilmek kaydıyla tapu yeni maliki adına düzenlenir. Başvurusu yapılmış, ancak tapu tahsisi henüz yapılmamış gecekondunun, hak sahibi niteliklerini taşıyan bir başka kişiye satılması halinde satış belgesi ibraz edilmek kaydı ile tapu tahsis belgesi satın alan kişi adına düzenlenir.” Bozma ilamımızda, bu davanın açılabilmesi için 2981 sayılı Kanun hükümleri gereğince davacı adına düzenlenmiş bir tapu tahsis belgesi bulunması, ayrıca tescile karar verilebilmesi için de yukarıda belirtilen koşulların gerçekleşmiş olması gerektiği, davacı tarafından usulüne uygun olarak düzenlenmiş bir tapu tahsis belgesi sunulmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuş ise de davacı, tapu tahsisinin yapılmadığı aşamada tapu tahsis belgesi sahibi …’ten, tapu tahsis belgesi alındıktan sonra da …’in mirasçılarından hak sahipliğini temlik aldığından artık tapu tahsis belgesine dayalı olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunabilecektir. Nitekim davacı …’ten devralmış olduğu tapu tahsis belgesinden kaynaklanan hakka dayanarak davayı açmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir.
2981 sayılı İmar Affı Kanununun 3290 sayılı Kanunun 6. maddesi ile değiştirilen “Tapu tahsis belgesi verilen gecekondular” başlıklı 13/b maddesi gereğince de “Hazine, belediye, il özel idarelerine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde olan veya bu Kanun uyarınca mülkiyetlerine geçen arsa veya araziler üzerinde, ıslah imar planları ile meydana getirilen imar parselleri içinde hak sahiplerine, yapılarının işgal ettiği arazi de dikkate alınarak ıslah imar planında getirilen ölçülere uygun şekilde arsa veya hisse tahsis edilir. Gecekondusu muhafaza edilemeyen hak sahiplerine aynı bölgede veya diğer gecekondu ıslah veya önleme bölgesinde başka bir arsa veya hisse verilir…”
Bu tür davalarda tahsise konu yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için diğer birtakım koşulların yanında kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması gerekir. Dairemizin ilk bozma ilamında da değinildiği üzere dosya içerisindeki … Belediye Başkanlığının 10.05.2012 tarihli, 1049 sayılı ve 21.07.2011 tarihli, 605 sayılı yazılarında dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ticaret alanında kaldığı belirtilmekte olup bu yazılara göre tahsise konu taşınmazın konut alanında kalmadığı anlaşıldığından davacı adına tesciline karar verilmesi mümkün değildir. Bu sebeple mahkemece davanın reddi gerekir. Davanın kabulüne ilişkin mahkeme kararının bu gerekçeyle bozulması gerekirken yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulması maddi hataya dayalı olduğundan davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün yukarıdaki gerekçeyle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 20.12.2012 tarihli ve 2012/12288-14613 sayılı ilamının KALDIRILMASINA, hükmün yukarıdaki değişik gerekçeyle BOZULMASINA, 30.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.