Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/11943 E. 2013/13083 K. 21.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11943
KARAR NO : 2013/13083
KARAR TARİHİ : 21.10.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 02.02.2011 ve 22.04.2011 gününde verilen dilekçeler ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın ve birleşen davanın kabulüne dair verilen 14.11.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_
Dava ve birleştirilen dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, dava ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK’nın “Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi” başlıklı 294. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında açıklandığı üzere;
“Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür.
Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.”
Aynı yasanın “Hükmün kapsamı” başlıklı 297/2. maddesi gereğince;
“Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.”
Ve, “Hükmün yazılması” başlıklı 298/2. maddesi gereğince de;
“Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.”
10.4.1992 tarihli ve 1991/7-1992/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni oluşturacağı, bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydı ile vicdani kanaatine göre karar verebileceği öngörülmüştür.
Somut olaya gelince, tefhim olunan kısa karar ile gerekçeli kararın farklı olduğu görülmüştür. Kısa kararda sadece “davacının davasının kabulü ile, Dava konusu … ili … ilçesi … köyü 479 parsel sayılı tarla niteliğindeki taşınmazın tüm yükümlülükleri ile birlikte umum arasında açık arttırma usulü ile satılarak, elde edilecek satış bedelinin taraflara tapudaki ve mirasçılık belgesindeki payları oranında pay edilerek paydaşlığından giderilmesine” karar verilmiş, birleştirilen davaya konu edilen 1932 ve 1744 parsel sayılı taşınmazlar için karar verilmediği halde, gerekçeli kararda asıl dava ve birleştirilen dava için ayrı ayrı hüküm kurulduğu görülmüştür.
Bu itibarla gerekçeli karar ile hüküm sonucunun çelişkili olması nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda yazılı nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 21.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.