YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1272
KARAR NO : 2013/5918
KARAR TARİHİ : 16.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.04.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil ile tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.11.2012 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 16.04.2013 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. … ile karşı taraftan davacı asil … geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu iptali ve tescil ile tazminat istemlerine ilişkindir.
Davalı, kesin hüküm nedeniyle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Hukuk düzeninde istikrar sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, hükme karşı yasa yollarının tükenmesi (şekli anlamda kesin hüküm) ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bir daha dava konusu yapılmaması (maddi anlamda kesin hüküm) şeklinde hukuk yargılama sistemimizde yer almaktadır.
Şekli anlamda kesinleşmeyi zorunlu kılan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yeniden dava konusu yapılamaması amacını güden maddi anlamda kesin hüküm, 6100 sayılı HMK’nun 303. maddesinde düzenlenmiş olup madde metninde “ Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, davacının taleplerinin dayanağı taraflar arasında düzenlenen “ortaklık sözleşmesi” başlıklı, 12.12.2000 tarihli adi yazılı sözleşmedir.
Taraflar arasında görülen, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/1063 E. sayılı davada da davacı, yine 12.12.2000 tarihli adi yazılı sözleşme ile 13.04.2000 tarih ve 11000 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesine dayanarak tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat isteminde bulunmuş ve 2009/598 K. sayılı, 04.06.2009 tarihli karar ile de, davacının satış vaadi sözleşmesine ilişkin talebinin kabulüne, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafın temyizi üzerine hüküm, Dairemizin 11.12.2009 tarihli ilamı onanmıştır. Taraflarca da karar düzeltme isteminde de bulunulmadığından, karar 04.03.2010 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durumda, 6100 sayılı HMK’nun 303. maddesinde düzenlenen kesin hüküm olgusunun davalı lehine gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 990 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 16.04.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.