YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12906
KARAR NO : 2013/14254
KARAR TARİHİ : 12.11.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.12.2009 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın kabulü ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesine dair verilen 08.05.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, 79 ada 35 parsel sayılı taşınmazın aynen taksimini, mümkün olmadığı takdirde satış suretiyle ortaklığının giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar …, …, …, … vekili aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilmesini istemiştir.
Mahkemece, aynen taksimin mümkün olmadığı gerekçesi ile satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar …, …, …, … vekili temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. HMK’nın 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Somut olaya gelince; davalılardan …’un tahliye olabileceği ihtimali ile duruşma gününü bildirir davetiyenin MERNİS’teki adresinde tebliğine karar verilmiştir. Bu gerekçe ile yapılan tebligat muhatap cezaevinde bulunduğundan MERNİS’teki adresinde birlikte oturan annesine yapılmıştır. Dosya içerisinde bulunan … Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 17.05.2012 tarihli cevabi yazısına göre davalı … 5 yıl hapis cezası ile hükümlü olarak cezaevinde bulunmakta olup hakkındaki karar kesinleşmediğinden vasi ataması yapılamamıştır. Yine aynı kurumun 31.05.2012 tarihli yazısında başka bir suçtan hükümlü olan …’un tahliye tarihinin 27.06.2013 olduğu bildirilmiştir. Davalı …’un tebligat tarihinde cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu anlaşıldığından davalıya yapılan tebligatın usulüne uygun olduğundan söz edilemez. Tutuklu ve hükümlülere ne şekilde tebligat yapılacağı 7201 sayılı Tebligat Kanununun 19. maddesi ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına İlişkin 28184 sayılı Yönetmeliğin 28. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını bu kişilerin bulunduğu kurum müdürü veya müdür yoksa orayı idare den memur temin eder. Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19. maddeye göre yapılır.
Açıklanan nedenlerle davalı …’un halen hükümlü olarak cezaevinde olup olmadığı, kendisine vasi atanıp atanmadığı araştırılarak yukarıda belirtilen düzenlemeler gereğince usulüne uygun şekilde tebligat yapılıp savunma ve delilleri toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın davanın esastan karara bağlanması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin harcın yatırana iadesine, 12.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.