YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6388
KARAR NO : 2013/12137
KARAR TARİHİ : 24.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.05.2012 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 12.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 24.09.2013 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. … geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, paydaş olduğu 25 parsel sayılı taşınmazın 2/3 paydaşı dava dışı…’nin payını davalının 20.04.2012 tarihinde satış yoluyla edindiğini, önalım hakkını kullanmak istediğini ileri sürerek, taşınmazda davalı adına kayıtlı 2/3 payın adına tescilini istemiştir.
Davalı, gerçekte 320.000TL bedel ile pay edindiği taşınmazdaki tek katlı binanın davacıya, iki katlı binanın ise davalının bayii …’a ait olduğunu, fiili taksim bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazda fiili taksim bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmazdaki payını kısmen veya tamamen üçüncü kişiye satması halinde, diğer paydaşlara, satılan bu payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve pay satışı yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, arsa niteliğindeki 25 parsel sayılı taşınmazın 1/3 payı davacı, 2/3 payı davalı adına kayıtlıdır. Davalı …’nın bu payı dava dışı paydaş…’den 20.04.2012 günü alım yoluyla edindiği anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan 12.12.2012 günlü bilirkişi raporuyla dava konusu 25 parsel sayılı taşımaz zemininde iki katlı ve tek katlı iki adet bina bulunduğu tespit edilmiştir. Aynı raporda, dava dilekçesiyle çelişki oluşturacak şekilde taşınmazdaki binaların tasarruf biçimi mahkemece dinlenmemiş dava dışı üçüncü kişinin beyanına dayanılarak belirlenmiştir. Bu soyut ifade dışında taşınmazdaki fiili paylaşımı gösterir bir kanıt toplanmamıştır. Taşınmazda fiili taksim bulunması halinde önalım hakkını kullanan paydaşın kötüniyeti mahkemece resen nazara alınacağından tarafların kanıtları toplanarak taşınmazda fiili taksim bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Taraf kanıtları sonunda fiili taksimin bulunduğunun anlaşılması halinde şimdiki gibi davanın reddi, aksi halde davanın kabulü gerekir.
Mahkemece, fiili taksim olgusu usulüne uygun biçimde kanıtlanmadan eksik araştırma ve inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 990TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 24.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.