YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7297
KARAR NO : 2013/12295
KARAR TARİHİ : 27.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 31.10.2012 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi eski hale getirme tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın lusumet yokluğundan reddine dair verilen 12.04.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı … Köyü, dava konusu Değirmici mevkindeki merada bulunan suya davalının kendi taşınmazına su götürmek amacıyla kanal açarak müdahalede bulunduğunu belirterek davalının elatmasının önlenmesine, taşınmazın eski hale getirilmesine ve 1000 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazın … Köyü sınırları içerisinde olduğunu, su tespit ve kanal açma çalışmalarının … Köyü tarafından yapıldığını belirterek husumetten davanın reddini savunmşutur.
Mahkemece, pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 756. maddesine göre; kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup, bunların mülkiyetinin ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabileceği belirtilmiştir.
Gerçek kaynağın suyu bir akiferden gelir. Su çıkışı bir noktadan veya bir alandan olabilir. Bu alana kaynak alanı denir. Kaynak, yeraltı suyunun doğal olarak yeryüzüne çıkması halidir.
Kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular yararlanabilir.
Uygulamada kaynak; “yeraltı suyunun üst düzeyinin yer yüzeyini kestiği yer” olarak tanımlanmaktadır. Yeraltı suyu doğal yoldan yeryüzüne çıkmamış, drenaj vs. yollarla çıkarılmış ise, kaynak olarak değil, drenaj veya kuyu vs. isimlerle anılır. Bu şekilde insan eliyle çıkarılan sular, yeraltı suyu olarak kabul edilir.
Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak, onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz (TMK.md.756/3).
Arazisinde faydalı ihtiyaçları için yeter miktarda su bulunmayan veya bu suyu elde etmesi fahiş masrafı icabettiren bir kimsenin, komşu arazideki yeraltı suyundan istifade şartları 20. maddede sözü geçen tüzükte belirtilir (167 Sayılı Yeraltı Suları Kanunu 1-6. madde).
Somut olayda; mahkemece, mahallinde keşif yapılmadan, davalının dava dışı … Köyünün 14.09.2012 tarihli su arama çalışması yapılmasına ilişkin kararına istinaden Değirmiçi mevkinde su arama ve kazı çalışması yaptığı, davada kararı alan … Köyünün taraf olması gerektiği gerekçesiyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Davacı köy ise davalının kendi taşınmazına su götürmek amacıyla dava konusu suya müdahalede bulunduğunu idda etmştir. Bu durumda mahkemece mahallinde keşif yapılarak davalının kanal açmak suretiyle suya elatma eylemini kendi nam ve hesabına yapıp yapmadığı tespit edilmeli, davalının kendi nam ve hesabına elatma eylemini gerçekleştirdiğinin anlaşılması durumunda, davanın esası incelenmeli, davalının elatma eylemini dava dışı … köyünün nam ve hesabına yaptığının anlaşılması durumunda ise şimdiki gibi davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmelidir.
Değinilen hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 27.09.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.