Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/7340 E. 2013/9804 K. 25.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7340
KARAR NO : 2013/9804
KARAR TARİHİ : 25.06.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.08.2011 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 08.11.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, davacıya ait 13467 ada 6 parsel yararına, davalılara ait 13467 ada 269 parsel üzerinden Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı tesisi istemine ilişkindir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, fen bilirkişisi tarafından belirlenen davalılar taşınmazındaki alternatiflerin taşınmazı ikiye böldüğü, davacı taşınmazına bitişik … kanalının fiilen yol olarak kullanıldığı, davacının bu yolu kullanmasına bir engel bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır, Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması
gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile Tapu Sicil Tüzüğünün 60. maddesi uyarınca tapu kaydının beyanlar hanesine yazılması da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu bilgiler ışında somut olaya bakıldığında;
1-Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve dosya içeriğine göre davalılara ait 269 parsel üzerinden 26.09.2012 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde belirlenen geçit yerleri taşınmazı ikiye böldüğünden aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Somut olayda, davacının malik olduğu 13467 ada 6 parsel sayılı taşınmazın genel yola bağlantısı bulunmadığından mutlak geçit ihtiyacı içerisinde olduğu açıktır. Fen bilirkişisi tarafından düzenlenen krokide davacı parseline bitişik doğu yönünde sarı renkle boyalı olarak gösterilen …’ye ait kanal ve servis yolunun bulunduğu görülmektedir. Yine bilirkişi raporunda …’ye ait olduğu belirtilen kanal ve servis yolunun tapu kaydı dosyada bulunmadığından, malikinin kim olduğu ve taşınmazın niteliği anlaşılamamaktadır. Öncelikle bu taşınmaza ait tapu kaydı getirtilmeli, taşınmazın … idaresinin mülkiyetinde veya ona tahsis edilen bir yer olduğu saptanırsa, bilirkişi krokisi gönderilerek çevre parsel maliklerinin geçişine rıza gösterilip gösterilmediği, kanal-servis yolunun kullanılmasında sakınca olup olmadığı dava dışı …’den sorulup saptanmalı, olumlu yanıt verilirse davacının fiilen zeminde kullanabileceği yolunun bulunması nedeniyle dava şimdiki gibi reddedilmeli, aksi halde mutlak geçit ihtiyacında olan davacı parselinin, başka alternatifler üzerinde durularak geçit ihtiyacı karşılanmalıdır.
Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ve araştırmayla yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 25.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.