YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7512
KARAR NO : 2013/9727
KARAR TARİHİ : 24.06.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.09.2013 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 14.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazlarda davalılar dışında paydaşların bulunduğu, davacının tapu kayıtlarını incelemek suretiyle dava açmadan evvel tüm paydaşları tespit edebileceğinden tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanmadığı kabul edilerek HMK’nın 114/1-d maddesi hükmü uyarınca dava şartı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Ortaklığın giderilmesi davasını paydaşlardan (ortaklardan) biri veya bir kaçı diğer paydaşlara (ortaklara) karşı açar. HMK’nın 27. maddesi hükmü uyarınca, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu itibarla, ortaklığın giderilmesi davalarında, dava konusu taşınmaz maliklerinin veya mirasçılarının tamamının davada taraf olarak yer alması gerekir.
6100 sayılı HMK’nın 114/1-d maddesine göre tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartı olarak düzenlenmiştir. Aynı Kanunun “dava şartlarının incelenmesi” başlıklı 115/2. maddesi “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” hükmünü içermektedir.
Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124/4. maddesi ile getirilen “Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir.” şeklindeki düzenleme ile dava dilekçesinde, tarafın yanlış gösterilmesinin “kabul edilebilir bir yanılgı” ya ./..
dayanılması halinde, taraf değişikliğinin kabul edilebileceği hüküm altına alınmıştır.
Dava, ortaklığın giderilmesi davasıdır. Davanın açıklanan bu niteliğiyle, çekişmeli taşınmazın tapu kaydında malik olarak görünen kişilerin ve mirasçılarının tamamının davada taraf olarak yer alması gerekir. Bir kısım paydaşlara husumet doğru olarak yöneltilmiştir. Ancak paydaşların tamamına ve aralarında ölü olanların bulunduğunun kabulü halinde bir kısım paydaşların mirasçılarının tamamına husumet yöneltilmemiştir.
Somut olayda; davacı, dava dilekçesinde bir kısım davalıyı eksik göstermiş, mahkemece, dava açılmadan evvel tapu kayıtlarının incelenmesi suretiyle dava konusu taşınmaz maliklerinin belirlenebileceği bu nedenle davacının tüm özeni göstermesine rağmen dava açacağı kişi veya kişileri doğru tespit edemediğinin kabul edilemeyeceği, biraz emek sarfıyla tüm paydaşlar tespit edilebilecekken, eksik taraf gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanmadığı, ayrıca dürüstlük kuralına da aykırı olduğu, bu nedenle ortaya çıkan dava ilişkisi sebebiyle daha üstün bir yarardan söz edilemeyeceğinden yargılamaya diğer paydaşların dahil edilmesi suretiyle devam edilemeyeceği gerekçesi ile HMK’nın 114/1-d maddesi hükmü uyarınca dava şartı olan davanın gerçek muhataplarına eksiksiz yöneltilmemiş olması nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Ancak, ortaklığın giderilmesi davalarının niteliği ve davacı tarafın yargılamayı uzatmak yönünde bir niyetinin de bulunmadığı gözetilerek, mahkemece, HMK’nın 124. maddesi uyarınca davacıya dava konusu taşınmazların maliklerinin veya mirasçılarının davaya dahil edilmesi suretiyle eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verilmesi, bu süre içinde eksikliğin tamamlanması halinde davanın esastan incelenmesi, tamamlanmaması halinde davanın HMK’nın 119/2 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, 6100 sayılı HMK’nın 114/1-d maddesine göre tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartı olarak düzenlenmiş olduğu halde tarafın eksik gösterilmesi de madde kapsamında değerlendirilerek, HMK’nın 115/2 maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğundan usulden red edilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 24.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.