Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/7546 E. 2013/9792 K. 25.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7546
KARAR NO : 2013/9792
KARAR TARİHİ : 25.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.05.2010 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, malik olduğu 10 parsel sayılı taşınmaz ile davalılara ait komşu 26 parsel sayılı taşınmaz arasında kot farkı bulunduğu, davalıların hafriyat çalışması sırasında taşınmazlar arasına yapması gereken duvarı tamamlamadığından tarafından 11.210 TL harcanarak tamamlandığını ileri sürerek, 11.210 TL bedelin 11.07.2008 tarihinden itibaren işleyen faiziyle birlikte davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, 2 metre yüksekliğinde yaptığı duvarın davacı tarafından tamamlanacağını konusunda anlaştıklarını, davacının kötüniyetli tutumu nedeniyle duvarın tarafından tamamlandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TMK m. 683 deki “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırlan içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir.
Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nun “komşu hakkı” başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir.
Komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat davalarında öncelikle davacının uğramış olduğu zararın miktarının bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesi, tazminatın bu zarara göre tayin ve takdir edilmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki, tazminat miktarı hiçbir zaman zararı aşamaz. Ancak, davacının zararın artmasında kusuru varsa, tazminat miktarı 6098 sayılı Borçlar Kanununun 52. maddesine göre indirilmeli veya tamamen ortadan kaldırılmalıdır. TMK’nun 737 ve 730. maddelerinden doğan sorumluluk kusura bağlı bir sorumluluk olmadığından, davalının kusursuz olması tazminat miktarının düşürülmesinde etkili olamaz.
Somut uyuşmazlıkta, davacı ve davalıların maliki olduğu sınıra her iki taşınmaza da zarar oluşturmayacak biçimde duvar yapıldığı sabittir. Davacı tarafından … 4. Noterliği’ne yaptırılan 29.02.2008 günlü tespitte, dava konusu duvarın 3 metre yüksekliğinde 22 metre uzunluğunda, iki yanına ağaç kalıpların monte edilip, demir donatıyla bağlantılarının yapılarak çalışma iskelesinin kurulduğu belirlenmiştir. Duruşma sırasında dinlenen davalı tanığı ise, 29.02.2008 günü dava konusu duvarın yapımına başlayıp iş bitiminde bedelini davalılardan aldıklarını belirtmiş, davacı buna karşılık 11.07.2008 günlü duvar yapım bedelini gösteren fatura sunmuştur. İspat külfeti bulunan davacının sunduğu kanıtlar ile davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Davacı, dava ve delillerini gösterdiği delil listesi dilekçelerinde “her türlü delile” dayandığından, davacıya davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan husus gözden kaçırılarak eksik araştırma ve incelemeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 25.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.