YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8353
KARAR NO : 2013/9927
KARAR TARİHİ : 27.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.09.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, paydaş olduğu 13060 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payını davalının 25.08.2011 tarihinde 72.500 TL bedel ile satın aldığını, önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek dava konusu payın adına tescilini istemiştir.
Davalı, taşınmazı iyiniyetli olmayan davacının bilgisiyle edindiğini, dava konusu taşınmazın dükkan niteliğinde olduğunu ve 20 yıldır taşınmazda rıza-i taksim bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, önalım hakkının koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmazdaki payını kısmen veya tamamen üçüncü kişiye satması halinde, diğer paydaşlara, satılan bu payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve pay satışı yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü
kişiye satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağından davanın reddi gerekir.
Kötüniyet iddiası 14.2.1951 günlü ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Böyle bir durumda savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, dava konusu 13060 ada 3 parsel sayılı taşınmazın avlulu kargir dükkan niteliği ile tapuda kayıtlı olduğu, 1/2 payın davacı, 1/2 payın da davalı adına kayıtlı bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalının bu payı dava dışı İbrahim Saygı mirasçılarından 25.08.2011 tarihinde tapudan devraldığı görülmektedir. 03.05.2012 günlü bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmaz arasına duvar yapılarak krokide “A” harfi ile gösterilen kısmın 216,86 m2 olup davacı tarafından depo olarak kulanıldığı “B” harfi ile gösetrilen 265,76 m2’lik kısmın ise davalı tarafından pres atölyesi olarak kullanıldığı belirtilmiştir.
Görülüyor ki, pay devrini yapan İbrahim saygı mirasçıları ile davacı arasında fiili bir paylaşım bulunmaktadır. Dolayısıyla davalı dava konusu taşınmazdan bu fiili paylaşıma uygun olarak pay edinmiştir. Paylı taşınmazın paydaşlar arasında kullanım biçimi belirlenmiş olup her paydaş payına ilişkin belli bir yeri kullandığı sırada paydaşlardan birinin kendine ayrılan yeri göstererek tapuda payını üçüncü bir kişiye satması durumunda, öbür paydaşların alıcıya karşı önalım hakkını ileri sürmeleri TMK’nun 2. maddesi hükmüne aykırılık oluşturur. Davaya konu olayda da fiili paylaşım kanıtlandığından mahkemece davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 27.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.