YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8531
KARAR NO : 2013/12122
KARAR TARİHİ : 24.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 07.08.2006 gününde verilen dilekçe ile mera komisyonu kararının iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, mera komisyonu kararının iptali istemine ilişkindir.
Davacılar, mera komisyonu tarafından yapılan çalışma sonucu mera olarak ilan edilen yerin murislerinin tapulu arazileri olduğunu beyan ederek il mera komisyonu kararının iptalini talep etmişlerdir.
Davalılar, davada dayanılan tapu kaydının sınırlandırma yapılan alana uymadığının komisyon tarafından saptandığını, aynı nedene dayalı olarak açılan bu davanın da reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, 20.10.2010 tarihli ve 2007/150 – 2010/325 sayılı Kararda, bilirkişi raporu ve krokisinde A, B ve D harfleriyle gösterilen yerlerin davacıların tapu kaydı kapsamında olduğu kabul edilerek davacılar adına tesciline karar verilmiş, kararın davalılardan Hazine tarafından temyizi üzerine Dairemizce verilen 30.12.2011 tarihli 2011/15331–16394 sayılı Karardan “davada, 05.03.1951 tarihli 4 sayılı kök tapu kaydına dayanıldığı, 05.03.1951 tarih ve 4 sayılı kaydı içeren il mera komisyonu kararının bu bölümünü tüm işlem dosyası ile birlikte komisyondan istemek, yerinde yeniden keşif yapılarak kayıt kapsamını belirlemek, kaydın kapsamı içinde kalan bir kısım bölüm mera komisyonu tarafından kamulaştırma yapılmaksızın kışlak olarak belirlenmiş ve davalı belediyeye tahsis edilmişse, kayıt kapsamıyla sınırlı olarak il mera komisyonu kararını iptal etmek, aksi halde davayı reddetmek olmalıdır. Değinilen bütün bu yönler bir yana bırakılarak yetersiz araştırma ve incelemeyle ve davaya yanlış anlam verilerek yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı” gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, yeniden yapılan yargılamada … Tapu Müdürlüğünün 21.01.2013 tarihli cevabi yazısına göre taşınmazın revizyon görmediği, … Valiliği İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün 12.03.2013 tarihli cevabi yazısına göre de 05.03.1951 tarih 4 sayılı kaydı içeren mera komisyonu kararının mevcut olmadığı, taşınmazın mera komisyonu tarafından kamulaştırma yapılmaksızın kışlak olarak belirlenme ve davalı Belediyeye tahsis edilme durumunun söz konusu olmadığı, ortada tescil edilmiş bir tapu kaydı bulunduğundan bunların yeniden davacılar adına tesciline gerek bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bozmadan sonra yeniden yapılan yargılamada mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde gereği yerine getirilmemiştir. Davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacıların tutunduğu 05.03.1951 tarih ve 4 sayılı tapu kayıtları ilk oluştukları günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, bu tapu kaydının revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bunlara komşu diğer taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazlara ait onaylı tespit tutanak örnekleri varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmelidir.
Taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 Sayılı Yasalar uyarınca mera veya kışlak tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden; 4342 Sayılı Yasa uyarınca mera veya kışlak tahsisi yapılıp yapılmadığı kaymakamlıktan sorulup saptanmalı, yapılmış ise ve bu idari işlemler kesinleşmiş ise mera veya kışlak tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu mahalleye komşu mahalle veya köyler halkından seçilecek yerel bilirkişiler ile tarafların göstereceği tanıklar, davacının tutunduğu tapu kaydının dayanağı krokili tutanak altında imzası bulunan sağ olan şahıslar, tapu fen memuru ve ziraat bilirkişisi ile tespit bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalıdır.
Davacının dayandığı tapu kaydı ve varsa haritası, yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinmeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, bölgede mera, kışlak tahsisi yapılmış ise tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı ve uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle
uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın öncelikle davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmelidir.
Taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından, mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi, tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişilerinden dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı, kanunları uyarınca Hazine’ye intikal edip etmediği hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki bu çelişki duraksamasız giderilmelidir.
Dava konusu yerin davacının tapu kaydı kapsamında kalmadığının belirlenmesi halinde, mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmelidir.
Dava konusu yerde kadastro tespiti yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçı bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalıdır.
Eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 24.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.