Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/8740 E. 2013/12296 K. 27.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8740
KARAR NO : 2013/12296
KARAR TARİHİ : 27.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.07.2011 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi-kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 03.10.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacılar, kadimden beri yaylada kullandıkları … Çeşmesini davalıların ihtiyaçları olmadığı halde plastik borularla mezralarına götürdüklerini belirterek davalıların elatmalarının kal suretiyle giderilmesini istemişlerdir.
Davalılar …, …, …, … …; dava konusu kaynak suyun 1/3 oranınıın … İl Özel İdaresinin 28.06.2011 tarihli yazısına istinaden alındığını, davacıların bulunduğu … Mezrasının su ihtiyacı olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuşlar, davalı … ise dava konusu su ile ilgilerinin olmadığını köylerinin alt mezrada bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 756. maddesine göre; kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup, bunların mülkiyetinin ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabileceği belirtilmiştir.
Gerçek kaynağın suyu bir akiferden gelir. Su çıkışı bir noktadan veya bir alandan olabilir. Bu alana kaynak alanı denir. Kaynak, yeraltı suyunun doğal olarak yeryüzüne çıkması halidir.
Kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular yararlanabilir.
Uygulamada kaynak; “yeraltı suyunun üst düzeyinin yer yüzeyini kestiği yer” olarak tanımlanmaktadır. Yeraltı suyu doğal yoldan yeryüzüne çıkmamış, drenaj vs. yollarla çıkarılmış ise, kaynak olarak değil, drenaj veya kuyu vs. isimlerle anılır. Bu şekilde insan eliyle çıkarılan sular, yeraltı suyu olarak kabul edilir.
Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak, onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz (TMK. md.756/3).
Arazisinde faydalı ihtiyaçları için yeter miktarda su bulunmayan veya bu suyu elde etmesi fahiş masrafı icabettiren bir kimsenin, komşu arazideki yeraltı suyundan istifade şartları 20. maddede sözü geçen tüzükte belirtilir (167 Sayılı Yeraltı Suları Kanunu 1-6. madde).
Somut olayda; mahkemece, mahallinde keşif yapılmadan, davalıların dava konusu suya şahsi müdahalelerinin olmadığı, il özel idaresi tarafından su kaynağının götürülmesi için kullanılan malzemelerin karşılandığı, iş makinaları ve işçiliğin ise kaymakamlık tarafından temin edildiği ve dava konusu suyun 1 lt/sn’lik debisinin mahallinde bırakıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece, suların en az olduğu dönemde uzman bilirkişi kurulu (jeolog, ziraat ve fen) marifetiyle keşif yapılmalı, tarafsız mahalli bilirkişiler mahallinde dinlenilerek tarafların dava konusu suda kadim veya öncelik hakları belirlenmeli, suyun debisi ölçülmeli, tarafların suya olan ihtiyaçları bilimsel verilerle tespit edilmeli, yaylada bulunanların kadim veya öncelik haklarının olduğunun anlaşılması halinde yaylada bırakılan suyun ihtiyacı karşılayıp karşılamadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Değinilen hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 27.09.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.