Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2013/8742 E. 2013/12273 K. 27.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8742
KARAR NO : 2013/12273
KARAR TARİHİ : 27.09.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı-karşı davalı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.08.2010 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi, davalı/karşı davacı vekili tarafından 13.09.2010 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen 24.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı/karşı davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal, karşı dava Türk Medeni Kanunun 744. maddesi gereğince mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir.
Davalı ve karşı davacı, davanın reddini savunmuştur
Mahkemece, davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı ve karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 744. maddesi uyarınca “Her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.”
Mecra irtifakı kurulması istemine ilişkin davalarda, irtifak hakkı taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine irtifak hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına mecra irtifakı kurulacak taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise, dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalar, özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle yapılacak araştırma ve incelemede, öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan “fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi” uyarınca taraf yararları da gözetilerek en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
İrtifak hakkının bedeli, taşınmazların niteliğine göre uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Anılan maddenin son fıkrası uyarınca, istem halinde gideri davacı tarafından karşılandığında mecra hakkının tapu siciline kaydına da karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; davalı ve karşı davacı, 336 ada 65 ve 66 sayılı parsellerinin elektrik ihtiyacı için direk dikilmesi gerektiği iddiasına dayanarak eldeki davayı açmıştır. Belirtilen taşınmazların sınırında yol bulunması nedeniyle elektrik hat ve kablolarının komşu parsellerden geçirilmeden, genel yoldan geçirilerek elektirik ihtiyacının karşılanması imkanının bulunup bulunmadığı incelenmemiş, bilirkişi raporlarında bu husus değerlendirilmemiştir.
Bu durumda mahkemece bilirkişilerden ek rapor alınarak veya ihtiyaç duyulursa yerinde yeniden keşif yapılıp, Türk Medeni Kanununun 742. ve 743. maddeleri de göz önünde bulundurularak davalı ve karşı
davacının iddiasının gerçekliği araştırılmalı istem bunun sonucuna göre bir karara bağlanmalıdır.
Karşı davacının yararına mecra irtifakı kurulması için yukarıda açıklanan şekilde inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 27.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.