YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8969
KARAR NO : 2013/10226
KARAR TARİHİ : 04.07.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.01.2012 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 05.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı vekili, davalı payının gerçek ve rayiç değerinin satışta gösterilen 27.000 TL’den çok fazla olduğunu ve taşınmazın dava tarihi itibariyle de değerinin 100.000 TL’nin üzerinde olduğunu , önalım hakkının bu bedel üzerinden kullanılmasını aksi halde davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda, payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla, bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli, tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 734. maddesi uyarınca önalım hakkı sahibi dava konusu payın satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerini hakim tarafından belirlenen bir süre içinde belirlenen yere nakden yatırmakla yükümlüdür. Süreler 6100 sayılı HMK’nın 90 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup 94/2,3 maddelere göre hakim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi halde belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek 2. süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.
Ancak bu madde hükmünün uygulanabilmesi için kesin süreye tabi olan işlemin usulüne uygun olarak belirlenmesi gerekir.
Davalı satış akdinin tarafı olduğundan, bu akdin bedele ilişkin kısmının muvazaalı olduğunu, gerçek satış bedelinin tapudaki miktarın üstünde bulunduğunu iddia edemez. Zira bir kimse 3. kişilere karşı yaptığı akitle bağlı olup, kendi yaptığı muvazaalı işlemden, kendi yararına sonuç çıkartamaz. Başka bir ifadeyle bir kimse 3. kişilere karşı kendi muvazaasına dayanamaz. Bu durum, kimse kusurlu hareketinden kendi lehine sonuç çıkaramaz kuralının doğal sonucudur.
Somut olayda; mahkemece, tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamı üzerinden belirlenen önalım bedelinin yatırılması için davacı tarafa süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken taşınmaz üzerinde keşif yapılarak, bilirkişi tarafından payın dava tarihi olan 19.01.2012 tarihinde 134.750 TL olarak belirlenmesi üzerine, davalının savunmasına itibar edilerek, keşifte belirlenen taşınmaz bedelinin davacı tarafından yatırılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 04.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.