YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9508
KARAR NO : 2013/11098
KARAR TARİHİ : 09.09.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.10.2011 ve 22.02.2012 gününde verilen dilekçeler ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine davalar birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava ve birleştirilen dava ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne, … ili, … ilçesi, … mahallesi 57 ada 23 parsel, … Mahallesi 24 ada 21 parsel, Fethibey Mahallesi 230 ada, 1 parsel, … Mahallesi 350 ada 15 parsel, … Mahallesi 318 ada 15 parsel, … Mahallesi 446 ada 2 parsel ve … Mahallesi 318 ada 2 parsel sayılı taşınmazlardaki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılardan … temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davasını paydaşlardan (ortaklardan) biri veya bir kaçı diğer paydaşlara (ortaklara) karşı açar. Davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. HMK’nun 27. maddesi hükmü uyarınca, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu nedenle paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Somut olaya gelince, dava konusu 57 ada 23 parsel sayılı arsa cinsli taşınmaz “… kızı …” adına kayıtlı olup “… kızı … ölüdür” şeklinde açıklaması yapılmıştır. Ancak dosyada bulunan nüfus kayıt örneğine göre davalıların murisi olduğu beyan edilen bu malikin nüfusta “… kızı … ” olarak kayıtlı olduğu görülmüştür. Tapudaki ismin nüfus kaydına uygun olması gerekir. Diğer yandan 24 ada 21 parsel sayılı taşınmaz maliki “… …”in baba adı tapu kaydında yazılı değildir. Ayrıca “230 ada 1, 350 ada 15, 318 ada 15, 446 ada 2, 318 ada 2,” parsel sayılı taşınmazların tapuda maliki “… kızı … …” adına kayıtlı olup dosyada bulunan nüfus kayıt örneğine göre davalıların murisi olduğu beyan edilen bu malikin nüfusta “… kızı … …” olarak kayıtlı olduğu görülmüştür. Bu kişilerin tapuda malik görünen kişiler ile aynı şahıslar olup olmadığı araştırılmamıştır.
Yine dosyadaki nüfus kaydına göre davalılar murisi “… kızı … …”in oğlu “… …”in eşi “… kızı …”in sağ olduğu ancak davada yer almadığı anlaşılmıştır. Veraset ilamı ile nüfus kaydı arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekir.
Bu bakımdan tapudaki malik isminin nüfus kaydına uygun hale getirilmesi, usulüne uygun olarak taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 09.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.