YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9884
KARAR NO : 2013/13419
KARAR TARİHİ : 28.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.05.2012 gününde verilen dilekçe ile meraya elatmanın önlenmesi ve yararlanma hakkının tespiti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 06.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, dava konusu meraya davalının müdahalesinin men’i ve davacının yararlanma hakkının tespiti ile tapuya şerh verilmesi isteğine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3. fıkrasındaki on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
25.02.2009 tarihinde kabul edilerek 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Kanunun 2. maddesi ile, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3.fıkrasına “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” şeklinde ekleme yapılmış ve aynı Kanunun 3. maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununa eklenen Geçici 10. madde ile “Bu Kanunun 12. maddesinin 3. Fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır” şeklinde düzeltme yapılmış ise de 3402 sayılı Kadastro Kanununda yapılan bu değişiklikler Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 günlü ve 2009/31 Esas, 2011/77 Karar sayılı kararı ile iptal edildiğinden mera iddiasıyla açılan davalar on yıllık hak düşürücü sürenin dışında bırakılmıştır.
Hal böyle olunca, Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen iptal kararı göz önüne alınarak çekişmenin esasının incelenmesi gerekirken, davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 28.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.