Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2015/2087 E. 2015/11163 K. 03.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2087
KARAR NO : 2015/11163
KARAR TARİHİ : 03.12.2015

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, 16.07.2012 gününde verilen dilekçe ile tereke istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08.07.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, Müteveffa muris …’ın 09.01.2012 tarihinde vefat ettiğini, vefatı nedeniyle geriye çocukları 12.11.2010 doğumlu ..ve ..’nin kaldığını, teyzeleri olarak vasi atandığını, murisin birçok alanda faaliyet gösteren şirketlerde ortak ve şirket yetkilisi olarak bulunduğunu, davadaki asıl amacının mirasın hangi durumda olduğu hususunda net bilgi edinmek olduğunu ileri sürerek terekenin borca batık olup olmadığının anlaşılabilmesi için terekenin tespitine ve defter tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, terekenin bilirkişi.in 21.04.2014 tarihli raporu doğrultusunda tespitine, davacının murisin ortak ve yetkilisi olduğu şirketler sebebiyle terekenin borca batık olduğunun tespiti yönündeki talebinin reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda davacının talebi TMK’nın 589. maddesi uyarınca terekenin tedbir mahiyetindeki tespiti istemine ilişkindir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından taraflar arasındaki uyuşmazlığın TMK’nın 619. maddesi gereği terekenin resmi defterinin tutulması talebi olmayıp, terekenin korunması kapsamında tespiti (TMK. m.589) isteğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. TMK’nın 589. maddesi, murisin yerleşim yeri sulh hakiminin istemi üzerine veya kendiliğinden tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alacağını, gerekli giderlerin ileride terekeden alınmak üzere
başvuran kişiden, hakimin kendiliğinden karar verdiği hallerde ise devlet tarafından karşılanacağını, murisin yerleşim yerinden başka bir yerde ölmesi halinde de o yerin sulh hakiminin, murisin ölümünü murisin yerleşim yeri sulh hakimine gecikmeksizin bildirip, murisin ölüm yerinde bulunan mallarının korunması için gerekli tedbirleri almak zorunda olduğunu hükme bağlamıştır. Bu tedbirlerin terekede bulunan mal ve hakların yazımı, mühürlenmesi, resmen yönetilmesi, vasiyetnamenin açılması gibi işlemler olduğu da maddede açıklanmıştır. (TMK. m.589/2). TMK’nın 590. maddesinde yer alan bir aylık süre hak düşürcü süre olmayıp, düzenleyici niteliktedir. Terekenin korunmasına ilişkin önlemler, hukuki niteliği bakımından mirasın kazanılması yahut mirasçılık sıfatı bakımından maddi bir etkiye sahip olmadığından, bu süre aşılsa bile paylaşmaya kadar her zaman istenebilir.
Hükme esas alınan 21.04.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre terekenin aktifinin pasifinden fazla olduğu anlaşılmaktadır. TMK’nın 589/2 maddesi uyarınca uygulanacak tedbirin somut olayda terekede bulunan mal ve hakların yazımı şeklinde değerlendirilmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece yalnızca terekenin tespitine karar vermekle yetinilmesi gerekirken, talep varmış gibi terekenin borca batık olduğunun tespitine karar verilmesi doğru görülmemiş ise de bu husus kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nın 438/7 maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm sonucunun 2. Paragrafındaki “Murisin ortak ve yetkilisi olduğu şirketler sebebiyle terekenin borca batık olduğu yönündeki talebin reddine” sözcüklerinin çıkartılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ ve DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, 03.12.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.