YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9260
KARAR NO : 2017/1953
KARAR TARİHİ : 14.03.2017
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04/08/2014 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13/01/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı vekili… İli, … İlçesi, … Köyü 60 ada 1 parsel sayılı taşınmazda tarafların birlikte malik olduğunu, taraflar paylaşım ve kullanım hususlarında anlaşamadıklarını belirterek, ortaklığın satış yoluyla giderilmesini talep etmiştir.
Davalı kayyım vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde, davacı tarafından kayyımlık nedeniyle hasım gösterildiklerini, ancak dava konusu taşınmazın…. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/343 Esas ve 2013/132 sayılı Kararıyla Hazine adına tescil edildiğini, tapu kaydı incelendiğinde Hazine’nin paydaş olduğunun anlaşıldığını, bu nedenle açılan davanın HMK 114/d maddesi gereğince dava şartı yokluğundan reddini talep etmiştir.
Mahkemece,…. Sulh Hukuk Mahkemesinin 07/11/2008 tarih ve 2006/45-2008/1649 sayılı Kararına göre, dava konusu taşınmazdaki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verildiği ve bu kararın üzerinden henüz 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacının, dava konusu taşınmaza satış yoluyla 01/04/2011 tarihinde paydaş olduğu, davalı Hazine’nin Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/343 Esas ve 2013/132 sayılı Kararının 30/04/2013 tarihinde kesinleşmesi ile paydaş olduğu ve tapuya bu durumun 02/01/2014 tarihinde
tescil edildiği, mahkemece davanın reddine sebep olarak gösterilen kararın 07/11/2008 tarihli olduğu, her iki davanın taraflarının aynı olmadığı görüldüğünden Mersin 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 07/11/2008 tarih ve 2006/45-2008/1649 sayılı Kararının mevcut dava yönünden kesin hüküm teşkil etmeyeceği anlaşılmıştır.
Ayrıca, davada Hazine’nin paydaş olarak gösterilmesi gerekirken kayyım olarak gösterilmesi de doğru görülmemiş, bu sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenler ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 14.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.