YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/15678
KARAR NO : 2020/5961
KARAR TARİHİ : 07.10.2020
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, 03/06/2015 gününde verilen dilekçe ile mirasçılık belgesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 14/04/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Dava, mirasçılık belgesinin verilmesi istemine ilişkindir.
Davacı …, murisi … kızı …’nun mirasçılarını gösterir mirasçılık belgesinin verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı 27.08.2015 tarihinde ölmüştür. Davacının mirasçılarının tamamı katıldıkları duruşmada, murislerinin açtığı davayı takip etmek istediklerini beyan etmişlerdir.
Mahkemece, dosya içerisine alınan nüfus kayıtlarından, resen celbedilen belgelerden ve tanık beyanlarından davacı ile murisi arasında soybağı ilişkisi tespit edilemediğinden davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi varılan sonuç ve hükmün gerekçesi de yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Hükmü, davacı … temyiz etmiştir.
Mirasçılık belgesi verilmesi istemi çekişmesiz yargıya tabi olup kural olarak HUMK’nun 73. maddesi gereğince duruşma açılmasına gerek yoktur ve resen araştırma ilkesi uygulanır. Ancak dava dilekçesinde belirtilen mirasçılık ilişkisi nüfus kayıtları ile kurulamadığı takdirde mahkemece davacının çağrılıp dava dilekçesindeki irs ilişkisi ile ilgili kanıtlarının sorulması gerekmektedir.
Bir davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, taraflardan delillerinin sorulup saptanması, gösterilecek ve davanın sonucunu etkileyecek tüm delillerin eksiksiz toplanması, ilgili yerlerden gerekli belgelerin getirtilmesi, daha sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekir. Bunun yanında mirasçılık belgesi verilmesi istemiyle açılan davaların çekişmesiz yargıya tabi olması nedeniyle bu tür davalarda resen araştırma prensibinin uygulanacağı, mirasçılar tarafından açılmış bu tür davalarda davacının sadece kendisinin mirasçı olduğunu, bir başka deyişle kendisi ile miras bırakan arasındaki soybağını kanıtlamak zorunda olduğu, başka mirasçı bulunup bulunmadığının ve miras paylarının ise mahkemece resen belirleneceği de kuşkusuzdur.
Öte yandan 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 30. maddesi hükmünde; doğum ve ölümün öncelikle nüfus sicilindeki kayıtlarla, nüfus sicilinde kayıt bulunmaması veya bulunan kaydın doğru olmadığının anlaşılması halinde gerçek durumun her türlü delille kanıtlanabileceği belirtilmiştir.
Miras bırakanın gerçekte var olduğu ancak nüfusa kayıtlı olmadığı, mirasçı bırakmaksızın öldüğü belirlendiği takdirde son mirasçının Hazine olacağı gözönüne alınarak buna göre mirasçılık belgesi verilmesi gerekir. Bu tür davaların reddine karar verilebilmesi için miras bırakanın hiçbir şekilde yaşamadığının, böyle bir kişinin mevcut olmadığının belirlenmesi veya davacının miras bırakanın mirasçısı olmadığının tespiti gerekir. Mahkemece verilen yetki üzerine açılan davalarda davanın kabulüne karar verilebilmesi için davacının mirasçı olmasının gerekmediği de kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince; davacıların beyanlarında bahsettiği … ili, … ilçesi, … Mahallesi, 30 ada, 26 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına ilişkin tapulama tespit tutanağının açıklamalar bölümünün incelenmesinde, miras bırakan … kızı …’nun üst soy ve alt soyuna ilişkin açıklamalar yapıldığı görülmüştür. Miras bırakan ile davacı arasındaki irs ilişkisinin tespitinde itiraz edilmeyen tapulama tespit tutanağındaki beyanların dikkate alınması gerekir.
O halde mahkemece, tutanak içeriği yeniden incelenerek, … ve … kızı …, … eşi …’nın eski eşinden olma kızı …, … ve … kızı …, … ve … oğlu …’nin eşi …, … ve … kızları … ve … ile … ve … oğlu … eşi …’e ait nüfus aile kayıt tablolarının getirtilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı …’nın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 07.10.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.