YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/18503
KARAR NO : 2020/5952
KARAR TARİHİ : 07.10.2020
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.03.2014 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.06.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan …, …, … birlikte ve … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, İİK’nın 121. maddesi uyarınca yetki belgesine dayalı ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalıların murislerinden kalan ve elbirliği ile malik oldukları 405 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ortaklığın icra mahkemesinden aldıkları yetki belgesi uyarınca satış yoluyla giderilmesini talep etmiştir.
Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılardan …, … ve … birlikte ve davalılardan … temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (Ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (Ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. HMK’nın 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazda mirasçı sıfatıyla mülkiyet hakkı bulunan …’in dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmediği, yargılamanın yokluğunda yapıldığı ve karar verildiği, her ne kadar karar başlığında adı yazılmış ve gerekçeli karar tebliğ edilmiş olsa da taraf teşkili sağlanmadan karar verildiği anlaşılmıştır.
Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup re’sen yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gerekir. Savunma hakkı, Anayasanın 36. maddesi ile güvence altına alınmış olup, 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde de “Hukuki dinlenilme hakkı” başlığı altında ayrıca düzenlenmiştir. Hakim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Buna göre hakim iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya çağırmak zorundadır.
Mirasçılardan … açışından taraf teşkili sağlandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davaya devam edilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, 07.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.