YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/18589
KARAR NO : 2020/5933
KARAR TARİHİ : 07.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.09.2014 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 01.07.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, … ili, … ilçesi, … Mahallesi’nde kain 135 ada 2 parsel sayılı taşınmazda davalıların müşterek murisi …’nın diğer hissedar …’ın hisselerini satın alarak hissedar olduğunu, davacıların murisi … tarafından önalım davası açıldığını, Reyhanlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.03.1970 tarih, 1967/262 Esas ve 1970/31 Karar sayılı ilamı ile davanın kabul edildiğini ancak kararın tebliğe çıkarılmadığından kesinleştirilemediğini belirterek davalıların murisi adına tapuda kayıtlı 1/3 hissesinin hükmen ve cebren müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, fiili taksimin bulunması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi” başlıklı 294. maddesinde açıklandığı üzere; “Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında yerilen nihai karar, hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.”
Aynı yasanın “Hükmün kapsamı” başlıklı 297. maddesi gereğince; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.”
“Hükmün yazılması” başlıklı 298. maddesi gereğince de; “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.”
10.04.1992 tarihli ve 1991/7-1992/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında da kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni oluşturacağı, bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydı ile vicdani kanaatine göre karar verebileceği öngörülmüştür.
Somut olaya gelince; 01.07.2016 tarihinde tefhim olunan kısa kararda davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, gerekçeli kararda ise fiili taksim nedeniyle davanın esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar çelişkili olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.