Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2018/2901 E. 2019/1186 K. 12.02.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2901
KARAR NO : 2019/1186
KARAR TARİHİ : 12.02.2019

14. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 15.01.2018 gün ve 2016/18685 Esas – 2018/283 karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Dava, satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, … 7. Noterliği’nin 19.09.1995 tarihli ve 28728 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi ile 329 parsel numaralı taşınmazda davalıların murisi …’a anneannesinden düşen hisseyi satın alıp bedelini nakit olarak ödemesine rağmen bugüne kadar tapusunun verilmediğini belirterek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile adına tapuya tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece verilen ilk kararda, davalı … yönünden açılan davanın davalı sıfatı yokluğu nedeniyle reddine, davalılar …, …, …, …, … ve … yönünden açılan davanın kabulü ile … ili, … ilçesi, … mahallesinde tapuya kain 329 parselde bu davalılar adına kayıtlı hisselerin iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davalılardan … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 27.01.2016 tarihli, 2014/15707 Esas – 2016/1014 sayılı Kararı ile “…Davacıların dayanağı olan satış vaadi sözleşmesi ile satış vaadinde bulunan … tarafından tapuda murisi … kızı …’dan kalan miras hak ve hisselerinin satışı vaadedilmiştir. Dava konusu taşınmaz o tarihte muris … adına kayıtlı iken intikalen yine mirasçıları adına tescil edilmiş ancak halen de mirasçıları adına elbirliği mülkiyeti şeklinde kayıtlı bulunmaktadır. Satış vaadi alacaklısı davacı … elbirliği mülkiyetine dahil bulunmadığından taraflar arasında düzenlenen satış vaadi sözleşmesi halen geçerli olmakla birlikte satış vaadine konu taşınmaz elbirliği mülkiyetinden paylı mülkiyete dönüştürülmedikçe sözleşmenin ifa olanağı bulunmadığından davacı adına tescile karar verilmesi mümkün değildir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 15.01.2018 tarihli, 2016/18685 Esas – 2018/283 sayılı Kararı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Karar düzeltme kanun yoluna, davacı başvurmuştur.
Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağının bulunması zorunludur. Elbirliği mülkiyetine (Türk Medeni Kanunu m.701) konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak halinde) ortaklarından birinin, ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması halinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağı varlığı düşünülemez.
Somut olayda; satış vaadi sözleşmesine konu 329 parsel tapu kaydına göre elbirliği mülkiyet rejimine tabidir. Satış vaadi sözleşmesi iştirakli paydaşlar arasında yapılmamıştır. Davacı iştirakli paydaş olmadığından az yukarıda değinildiği üzere anılan sözleşmeye dayanılarak tescil talebinde bulunulamaz. Elbirliği (iştirak) mülkiyetine konu bir taşınmazda ortaklık dışında üçüncü kişiye yapılan satış vaadi sözleşmesi bir taahhüt muamelesi olarak geçerlidir. İfa olanağı paylı mülkiyete geçildiği anda doğacağından bu aşamada tescil istemi kabul edilemez. Bu kural gereğince ifa olanağı bulunmadığından mahkemece dava reddedilmiş, Dairemizce de karar onanmıştır.
Davacı vekilinin karar düzeltme dilekçesine ekli tapu kaydından elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete 06.08.2018 tarihinde çevrildiği anlaşılmıştır. Dava konusu taşınmazlarda elbirliği mülkiyeti sona ermiş bulunduğundan sözleşme ifa olanağı kazanmıştır. Hal böyle olunca eldeki davada karar düzeltme aşamasında, hüküm kesinleşmeden ifa olanağının doğduğu anlaşıldığından usul ekonomisi de dikkate alınarak davacı vekilinin karar düzeltme istemi kabul edilmelidir.
Belirtilen husus karar düzeltme istenmesi üzerine yapılan incelemede anlaşıldığından karar düzeltme isteminin kabulü ile, Dairemizin onama kararının kaldırılarak hükmün bozulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin karar düzeltme istemi kabul edilerek Dairemizin 15.01.2018 tarih 2016/18865-2018/283 Esas–Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına ve mahkeme hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 15.01.2018 tarih 2016/18865-2018/283 Esas–Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA, temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 12.02.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.