Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2020/1179 E. 2020/6691 K. 02.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1179
KARAR NO : 2020/6691
KARAR TARİHİ : 02.11.2020

14. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 12/06/2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 21/11/2019 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Maliye Hazinesi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davaya konu taşınmazların yola bağlanabilmesi için 358 parsel sayılı taşınmaz aleyhine de geçit hakkı tesisi talep edilmesi gerektiği, 358 parsel sayılı taşınmaz maliki olan hazinenin davalı olarak gösterilmemesi bağlantısızlık ortaya çıkaracağından ve hukukumuzda temel olarak dahili dava kurumu bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair verilen ilk karar; Dairemizin 02.06.2014 tarih, 2014/ 3161-7258 E.- K. sayılı ilamı ile “Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nın 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir. Ayrıca, hangi güzergahtan geçit kurulacağı sadece davacının tasarrufunda olan bir husus değildir. Geçit irtifakı kurulurken tarafların sübjektif arzularına göre değil, başta “fedakarlığın denkleştirilmesi” olmak üzere bazı temel ilkeler ve objektif kıstaslarla en uygun geçit alternatifinin belirlenmesi ve bu alternatif üzerinden geçit kurulması gereklidir. Bu durumda mahkemece, en uygun güzergah üzerindeki aleyhine geçit kurulacak taşınmazların malikleri davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra bir karar verilmelidir. Mahkemece yukarıda belirtilen ilkeler ve objektif kıstaslara göre geçit alternatiflerinin değerlendirilmesi gerekirken uygun güzergahtaki parselin maliki Hazine’nin davada taraf olmadığından bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak davanın kısmen kabul- kısmen reddine karar verilmiştir.
Hükmü davalı Maliye Hazinesi vekili temyiz etmiştir.
Geçit hakkı kurulması davalarında amaç, genel yola bağlantısı olmayan taşınmazların yolla bağlantısının sağlanmasıdır. Bundan dolayı, geçit kurulurken ihtiyaç içinde olan taşınmaz kesintisiz olarak genel yola bağlanmalıdır. Buna uygulamada “kesintisizlik ilkesi” denilir.
Somut olayda mahkemece, bozma ilamına uyulmuşsa da gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; geçit hakkı bir gayrimenkul mükellefiyeti olduğundan lehine geçit istenen davacı parselleri ayrı ayrı bağımsız olarak değerlendirilmeli, dava konusu her bir parsel yararına geçit hakkının başladığı yerden ulaştığı genel yola kadar olan güzergahtaki aleyhine geçit kurulan tüm parseller ayrı ayrı belirtilmelidir. Davacıya ait parseller arasında da kesintisiz bağlantının gerçekleştirilmesi için hükmen her bir davacı parseli ile devamındaki davacı parselleri arasında kesintisiz olarak ulaşımı sağlayacak şekilde geçit kurulmalıdır.
Somut olayda, mahkemece davacılara ait 355-356 ve 357 sayılı parseller lehine geçit irtifakı tesisine hükmedilmişse de, davacılara ait 356 ve 357 parsel sayılı taşınmazlar için akdi irtifak kurulmadan ve bu parsellerin kurulacak geçit ile birbirlerine bağlanarak her bir taşınmaz yönünden ayrı ayrı infaza elverişli geçit hakkı tesisine karar verilmeden kesintisizlik ilkesine aykırı hüküm kurulması doğru değildir.
Dere yatakları kural olarak Türk Medeni Kanununun 715. maddesi kapsamına giren devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerdendir. Bu özelliği itibariyle de kamu malıdır. Kamu malı niteliğinde olan bir yerin, kişinin özel istifadesine terki olanaklı olmayıp, dere yatağı üzerinden geçit hakkı kurulması mümkün değildir. Öte yandan geçit davalarındaki amaç, yol ihtiyacı içinde bulunan bir taşınmazın, kesintisiz olarak genel yola ulaşımını sağlamaktır. Dere yatağı tapuya tescil edilmiş bir yer olmadığından bu şekilde kurulan geçitle kesintisizlik ilkesi de ihlal edilmiş olur. Mahkemece kamuya ait dereden geçilmek suretiyle, geçit hakkı kurulmasına karar verilmesi de doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Maliye Hazinesi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.11.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.