YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4091
KARAR NO : 2020/8519
KARAR TARİHİ : 16.12.2020
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.05.2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 22.12.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 121. maddesi uyarınca alınan yetki belgesine dayalı olarak açılan ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 728 ada 12 parsel sayılı taşınmazdaki ortaklığın satış sureti ile giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu …, davaya konu gayrimenkul üzerinde kullanımında olan bir bina olduğunu, kefil sıfatıyla borçlu olduğu dosyada asıl borçlu tarafından yapılan ödemelerin alacaklı tarafından dosya borcundan düşülmeyerek tamamının talep edildiğini, menfi tespit davası açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Bir kısım davalılar ise elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi davası yerine eldeki davanın açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu dile getirmişlerdir.
Mahkemece, “İstanbul 47. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/253 Esas sayılı dava dosyası, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’ne ait bozma ilamı ve ekleri incelendiğinde söz konusu borca teşkil eden imzaların borçluya ait olmadığı ve bu şekilde ortaklığın giderilmesi davasına dayanak teşkil eden borcun olmadığı ortaya çıktığından davacının açmış olduğu davanın yasal koşulları oluşmadığından davanın reddine” karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Borçlunun elbirliği halinde ortak olduğu taşınmazlarda borçlu ortağın alacaklısı İcra Hakimliğinden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 121. maddesine göre alacağı yetki belgesine dayanarak borçlunun ortağı olduğu taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası açabilir. Bunun için icra hakiminden yetki belgesi alınması zorunludur. İcra hakiminden yetki belgesi almadan doğrudan doğruya veya yetkisi olmayan icra müdürünün verdiği yetki belgesine dayanılarak dava açılması halinde dava hemen reddedilmeyip davacı tarafa icra hakiminden yetki belgesi almak üzere süre verilmelidir.
İcra mahkemesinden alınan yetkiye dayalı olarak açılan davalarda kural olarak borçlu ortağın mülkiyet hakkının elbirliği mülkiyetine konu olması gerekir.
Somut olaya gelince; dava konusu 728 ada 12 parsel sayılı taşınmazda elbirliği ile hissedar olan borçlu … tarafından açılan menfi tespit davasının kabulüne dair İstanbul 47. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne ait 13.05.2014 tarihli 2013/253 Esas ve 2014/158 Karar sayılı hükmün Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 2014/14422 Esas ve 2015/1179 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak yargılamaya devam edilmiş; 06.12.2016 tarihli 2015/638 Esas ve 2016/737 Karar sayılı ilam ile “Davaya konu senet altındaki imzanın davacı eli ürünü olduğu anlaşıldığından borçlu … tarafından açılan menfi tespit davasının reddine” karar verilmiştir. Hükmün Dairemizin mahalline iade ilamı sonrası 10.06.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu haliyle davacının açmış olduğu davanın yasal koşulları oluştuğundan işin esasının incelenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 16.12.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.Başkan