YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/10094
KARAR NO : 2011/5782
KARAR TARİHİ : 25.10.2011
Emniyeti suistimal suçundan sanık …’un, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 510, 80, 522, 523 ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4.maddeleri gereğince 380.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 647 sayılı Kanun’un 6.maddesi gereğince ertelenmesine dair, Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin 10/04/1997 tarihli ve 1996/151 esas, 1997/56 sayılı kararının Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 16/10/1997 tarihli ve 1997/9075-9286 sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, adı geçenin hükmün açıklanmasının geri bırakılması talebinin, anılan karar ile verilen cezasının kesinleşme tarihinden itibaren 765 sayılı Türk Ceza kanunu’nun 95/2.maddesinde belirtilen 5 yıllık süre geçmiş olması nedeniyle mahkumiyetin esasen vaki olmamış sayılması için gerekli şartlar oluştuğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının hükümlü lehine bir sonuç doğurmayacağı tamamen aleyhine olduğu ayrıca bütün sonuçları ile ortadan kalkmış bir ilamın yeni kanunlar çerçevesinde uyarlamasının mümkün olmaması sebebiyle reddine ilişkin aynı Mahkemenin 25/08/2009 tarihli ve 1996/151 esas, 1997/56 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 09/11/2009 tarihli ve 2009/958 değişik … sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 02.04.2011 gün ve 2011/3709/17481 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.05.2011 gün ve 2011/164673 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı ilamında; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, sanığın hukuki yararı bulunması şartıyla kesinleşmiş hükümler yönünden de uygulanmasının zorunlu olduğunun belirtilmesi, adı geçenin, anılan ceza sebebiyle polis memurluğu görevinin son bulduğunu ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına mahkemece karar verilmesi halinde yeniden mesleğine dönme imkanı bulunduğunu bildirmesi karşısında, sanığın hukuki yararı bulunduğundan kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bakımından da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının mümkün olduğu gözetilmeksizin verilen karara karşı itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
YARGITAY
15. Ceza Dairesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Y A R G I T A Y İ L A M I
5728 sayılı yasanın Geçici 1.maddesinin 2.fıkrasında “Bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkumiyet kararları hakkında lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13.12.2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ila 101. maddeleri dikkate alınmak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir. Ancak hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmesi halinde, inceleme duruşma açılmak suretiyle yapılabilir.” hükmü getirilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.09.2009 gün, 2009/9-91 esas 2009/212 sayılı kararında belirtildiği üzere, 5728 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş, infaz edilmekte ve hatta koşulları bulunmakta ise infaz edilmiş olan mahkûmiyet kararları hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumuna ilişkin uyarlama, hükmü veren mahkemece, genel bir ilke olarak objektif koşulların (mahkûmiyet hükmü olması, suç niteliği ve ceza miktarı ile daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama) değerlendirilmesiyle sınırlı bir inceleme yapılması halinde evrak üzerinde, sübjektif koşulların (sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarının) değerlendirilmesi gereken hallerde ise duruşma açılarak yapılmalıdır.
Dosyada mevcut sanığın adli sicil kaydı incelendiğinde ise; 765 sayılı Yasanın 95/2. maddesi uyarınca esasen vaki olmamış sayılan ve adli sicil kaydından silinme koşulları oluşmuş mahkûmiyetinin bulunduğu görülmüştür.
Objektif koşulların varlığı halinde mahkemece subjektif koşullar değerlendirilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hakkında karar verilmesi gerektiğinden ve subjektif koşullara ilişkin değerlendirmenin, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında belirtildiği üzere duruşmalı inceleme ile yapılması zorunlu bulunduğundan, Salihli Ağır Ceza Mahkemesince duruşmalı inceleme yapılmayıp dosya üzerinden karar ittihaz edilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden subjektif koşulların değerlendirilmediği belirlenmiş olup, bu yönden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.