Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/10955 E. 2011/19312 K. 19.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/10955
KARAR NO : 2011/19312
KARAR TARİHİ : 19.12.2011

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni Kötüye Kullanma suçunun oluşabilmesi için, failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; suça sürüklenen çocuğun, mağdur …’a ait cep telefonunu mağdurun rızası dahilinde, fotoğraf çekmek ve müzik dinlemek için aldığı, şahitler …, … ile mağdur beyanına göre, alınan telefonun kullanıldıktan sonra, mağdurun masasının altına bırakıldığı ve bundan mağdurun haberdar edildiğinin belirtildiği, yine mağdurun, suça sürüklenen çocuğun, masada otururken telefonunu, çoğu zaman masanın altına bıraktığını belirttiği, okulda zaman zaman hırsızlık olaylarının olduğunun da iddia edilmesi karşısında, telefonun alındıktan sonra mağdura iade edilmediğine ve bu şekilde suçun işlendiğine dair mahkumiyete yeter kesin, yeterli ve olabileceği de gözönünde bulundurularak delil yetersizliği gerekçesiyle beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre;
1-Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nın 34/1, 230 maddeleri ile 1412 sayılı CMUK’un 308/7 maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve delillere sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden gerekçesiz karar verilmesi,
2-TCK’nın 231.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına dair karar verilirken, CMK yerine maddi hata sonucu, ilgili yasanın yanlış yazılması
3-Suça sürüklenen çocuk hakkında, 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesinin 6.fıkrasının a, b ve c bentlerinde belirtilen gerekçeleri içermeyen ve denetime olanak verecek şekilde olmayan “sanık tarafından maddenin uygulanmasını gerektirecek bir tutum ve davranış sergilenmediğinden” biçimindeki yasal ve yeterli olmayan değerlendirmeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
4-Suç tarihinde 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun lehine olan, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 5560 sayılı kanunla değişiklikten önceki 24.maddesi gereğince, atılı suçun, uzlaşma kapsamında bulunduğu dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 253/4 maddesi gereğince, taraflardan birinin reşit olmaması halinde, uzlaşmanın kanuni temsilcilere sorulması Gerektiği gözetilmeden, sadece çocuğa sorulmakla yetinilerek, uzlaşmanın usulüne uygun uygulanmaması,
5-5237 sayılı TCK’nın 52.maddesi kapsamında, adli para cezasının öncelikle gün olarak tespit edilmesi, belirlenen gün miktarı üzerinden arttırım ve indirim yapıldıktan sonra, kişinin ekonomik ve kişisel durumuna göre belirlenecek miktarla çarpılması sonucu, adli para cezası miktarının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, 5252 sayılı yasanın 5.maddesi gereğince doğrudan adli para cezasına hükmedilerek, bu ceza üzerinden arttırım ve indirim yapılması,
6-Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş suça sürüklenen çocuk müdafisinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, suça sürüklenen çocuk müdafisinin temyiz uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 19.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.