Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/11273 E. 2011/6565 K. 27.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/11273
KARAR NO : 2011/6565
KARAR TARİHİ : 27.10.2011

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gerekçeli kararın başlık bölümünde suç ve suç tarihi yanlış gösterilerek 5271 sayılı CMK’nun 232. maddesine aykırı davranılmış ise de bu hususun mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
1) Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Suç tarihi olan 26.10.2000’den inceleme tarihine kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından; diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA; 5320 sayılı Kanun’un 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Lehe yasanın saptanması, önceki ve sonraki yasaların bütün hükümlerinin olaya uygulanması suretiyle her iki yasaya göre ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bu sonuçların karşılaştırılmasını gerekli kılmakta iken mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın hüküm kısmında “sanığın suçu işlediği

T.C.
YARGITAY
TÜRK MİLLETİ ADINA
Y A R G I T A Y İ L A M I
sabit görüldüğünden daha lehe olduğu anlaşılan ve eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nun 204/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına” şeklindeki soyut değerlendirme ile yetinilerek ayrıca sanığın anılan yasanın 53. maddesindeki hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmiş olup, 5237 sayılı kanunda 765 sayılı kanundan farklı olarak hapis cezasına mahkûmiyetin sonucu olarak güvenlik tedbirinin de söz konusu olması karşısında, bu yasaya göre hükmolunan cezanın sanık bakımından daha ağır sonuçlar doğurduğu anlaşılmasına rağmen sanığın lehine olan 765 sayılı TCK yerine 5237 sayılı TCK hükümlerinin uygulanması,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından şartla tahliye tarihine kadar, diğer hak yoksunluklarının ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 27.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.