Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/11531 E. 2012/30442 K. 05.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/11531
KARAR NO : 2012/30442
KARAR TARİHİ : 05.03.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
1-Sanık hakkında yetkilisi olduğu şirket adına suça konu çeki aslında iki imza ile ciro etmesi gerekirken tek imza atarak ciro ederek müştekiye vermek suretiyle dolandırdığı iddiasıyla açılan davada, sanık ve müdafinin savunmalarında, davaya konu çekte 1. cironun sanığa ait olup kendilerine mal getirmesi karşılığında 2. ciro olarak imzası bulunan… …’e verildiği, … tarafından çek 3. ciranta olan müşteki …’e verilmiş olup esasen müşteki ile sanık arasında doğrudan ticari alışveriş bulunmayıp çekinde doğrudan sanık tarafından müştekiye verilmemiş olduğu, keza tek imza ile verilen çekin mal geldiğinde 2. imza tamamlanarak geçerlik kazanması şeklinde uygulama olduğu, mal getirilmeyince de çekin tek imzalı olarak…’da kaldığı, ileri sürülmüş olup gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açığa çıkartılması açısından, ciro silsilesi de dikkate alınarak 2. ciro sahibi… …’in ve aile şirketinde 2. imza yetkilisi bulunan ve hazırlıktaki anlatımıyla sanığın savunmasını doğrulayan …’nin çağrılarak yeminli bilgilerine başvurulması,
2-İstanbul 5. Asliye Ticarat Mahkemesinin 2006/157 sayılı, İstanbul 9. İcra müdürlüğü 2006/3044, İstanbul 11. İcra Müdürlüğününün 2006/2745-2746 sayılı dosyaları da getirtilerek incelendikten sonra, sonucuna göre, olayda sanığın katılan …’den menfaat elde edip etmediği, atılı suçun unsurlarının bulunup bulunmadığının ve sanığın hukuki durumunun tayin ve taktiri gerekirken, müşteki çeki …’dan almış olup suçun unsuru olan hile varsada bunun ancak…’a karşı gerçekleşebileceği de gözetilmeden eksik tahkikatla yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17/02/2009 gün ve 2009/172-26 sayılı kararında da açıklandığı üzere, mahkemece kararın verildiği son oturumda hazır bulunan sanık müdafiine son sözü sorulmadan hüküm kurulması suretiyle savunma hakkı kısıtlanarak CMK’nın 216/1.maddesine aykırı davranılması,
4-Suç tarihi gerçekte 07/06/2006 olduğu halde gerekçeli karar başlığında 07/09/2006 olarak yazılması,
5-Kabule göre de; sanığa TCK’nın 158/1-h maddesine göre alt sınırdan hapis cezası tayin edildiği halde, aynı gerekçeyle bu defa adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle hükümde çelişki yaratılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.