Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/11609 E. 2012/30854 K. 06.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/11609
KARAR NO : 2012/30854
KARAR TARİHİ : 06.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
A) Sanık … hakkında verilen hükme yönelik incelemede;
Yokluğunda verilip 08.05.2008 tarihinde tebliğ olunan 10.04.2008 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 16.05.2008 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
B) Sanıklar … ve … hakkında verilen hükümlere yönelik incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; olay gününden önce sanıklardan …’ın katılan …’ün yanına giderek, diğer sanık olan …’in kıllı keçi derisi içinde 1012 adet eski dönemlere ait altın bulduğunu, bu altınlardan ikisini numune olarak getirdiğini söyleyip, altınları satma konusunda katılandan yardım istemesi, katılan …’ün bu altınları kuyumcuya göstererek, kuyumcuların kendisine bu altınların piyasada serbestçe alınıp satılabilen türden … altını olduğunu bildirmesi karşısında sanık …’ın bunların tanesini 50.000’den satmayı katılana teklif ettiği, katılanın diğer müşteki olan … ile altınları alma konusunda anlaştığı, altınların bedeli olarak
30000 ABD doları ve 2000 TL. temin ederek…’a gidip … ile buluştukları, …’ın gelirken yanında 5 adet numune daha getirmesi üzerine, altınları inceleyen katılanların sanıklara daha fazla güvenerek, altınları almadan parayı verdikleri ve paraları kontrol ettikten sonra altınları vereceklerini söylemelerine rağmen iade etmemeleri şeklindeki sanıkların eylemlerinin, dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası ( TL ) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 Sayılı Yasa’nın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasında yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle; hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C-Sanık … hakkında verilen hükme yönelik incelemede;
1-Yukarıda anlatılan olayda; katılanların sanık … ile temyiz başvurusu reddedilen … ile temasa geçmemiş olması, tempra marka araçta kimlerin olduğunun tespit edilememesi ve sanıklar … ile …’in, bu sanıkla işbirliği içerisinde hareket ettiğinin dosya kapsamından anlaşılmaması karşısında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair, katılanların duyuma yönelik iddialarından başka cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi nedeniyle beraati yerine mahkumiyetine karar verilmiş olması,
2-Kabul ve uygulamaya göre de;
a) Aynı yer kapalı cezaevinde başka suçtan hükümlü bulunan Sanık …’ın duruşmalardan bağışık tutulma isteğinin bulunmamasına ve 09.02.2005 tarihli dilekçesiyle duruşmalara katılma isteğinde bulunmasına rağmen, duruşmalara katılımının sağlanmaması suretiyle 5271 Sayılı Yasa’nın 196. maddesine (1412 Sayılı CMUK.’un 226. maddesine) aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanmış olması,
b) Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası ( TL ) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1 nolu bozma nedenine göre bozmanın aynı kanunun 325. maddesi uyarınca temyiz isteği reddedilen …’ya SİRAYETİNE, 06.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.