Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/11747 E. 2012/32044 K. 19.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/11747
KARAR NO : 2012/32044
KARAR TARİHİ : 19.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan vekilinin 22.06.2006 tarihli temyiz dilekçesinde 20.06.2006 tefhim tarihli beraat kararını temyiz ettiğini bildirmesi karşısında temyiz talebinin beraat eden sanık … hakkında olduğu tespit edilerek bu sanık hakkındaki temyiz talebinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Katılanın tekstil ticareti ile uğraştığı,elinde bulunan tekstil mallarını satmak istediği ve bir arkadaşından malları satmak için …’nun telefonunu istediği,arkadaşının yanlışlıkla sanık …’un telefon numarasını verdiği,katılanın …’u arayarak malları satmak için sanık ile telefonda anlaştıkları, sanığın ertesi gün malları …’ın aracılığı ile katılana ait depodan aldırdığı, 2360 adet havlu ile 120 adet havluların … imzasına teslim edildiği, sanık …’un bu teslim sırasında bulunmadığı, katılanın sanığa bir süre ulaşamaması nedeniyle yaptığı malların bedelini alamaması nedeniyle şikayetçi olduğu idddia olunan olayda, katılanın sanıkla serbet iradesiyle sözlü bir anlaşma yaptığı, sanığın kendisini bir başkası gibi tanıttığına, katılanı hataya düşürmek için yaptığı aldatıcı bir hareket tespit olunamamasına göre, dolandırıcılık suçunun oluşmadığı ve taraflar arasındaki ihtilafın hukuki mahiyette olduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 19.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.