YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12009
KARAR NO : 2012/33406
KARAR TARİHİ : 02.04.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Mağdurun eşinin tedavisi için … Devlet Hastanesi Nöroloji servisinde bulunduğu sırada yanlarına gelen sanığın,hastanede görevli olduğunu ve acilen eşi için Üniversite Hastanesinde film çekilmesi ve tetkik için götürülmesi gerektiğini söyleyip 150 TL para ayrıca eşine ait sağlık karnesini istediği,mağdurun üzerinde 70 TL bulunması nedeniyle 70 TL para ve sağlık karnesini verdiği, daha sonra mağdurun eşi için böyle bir işlemin gerçekte olmadığının anlaşıldığı,sanığın bu şekilde mağdurun içinde bulunduğu zor şartlardan yararlanarak üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın tekerrüre esas olacak sabıkasının bulunduğu ve hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58.maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yargılama sürecinin kanuna uygun olarak yapıldığı; aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı; vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı; eyleme uyan suç tipi ile artırma ve indirme nedenleri tartışılarak yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık hakkında verilen hapis cezasının alt sınırdan tayin olunmasına karşılık adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle 30 gün olarak tayin edilmesi,
2-Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle;hükümde yer olan 600 TL adli para cezası yerine 5237 sayılı TCK’nun 158/1b,52/2 maddeleri gereğince 5 gün karşılığı 100 TL adli para cezasına çevrilmesi yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.