Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/12378 E. 2012/34841 K. 16.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12378
KARAR NO : 2012/34841
KARAR TARİHİ : 16.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın katılandan farklı zamanlarda, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal ederek iki kez menfaat temin etmesi karşısında sanık hakkında TCK’nın 43. maddesine göre zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın, 18/11/2006 tarihinde … plakalı aracının çalındığı, katılanın akrabası olan … …’ın yanında işçi olarak çalışan tanık …’nın araçla ilgili araştırma yaptığı, aynı mahallede oturan sanığın, telefonla birkaç görüşme yaptıktan sonra, bir miktar para verilmesi halinde, aracın yerini söyleyebileceğini belirttiği, katılanın da , tanık … … aracılığıyla , sanığı 250.00 TL para verdiği, sanığın, aracın akşam belirtilen bir otoparka bırakılacağını söylemesine rağmen, aracın bırakılmadığı,birkaç gün sonra sanığın, paranın az olduğunu belirterek tanık … aracılığıyla yeniden para istediği,katılanın bu kez 200.00 TL para gönderdiği, buna rağmen aracın teslim edilmediği, sanığın sürekli olarak tarafları oyaladığı, bu şekilde sanığın hile kullanarak haksız menfaat temin ettiği olayda dolandırıcılık suçunun işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini ve adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası ( TL ) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan ”5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince verilen 100 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere 2.000 TL adli para cezası ile cezalandırılması ifadesinin yerine ” 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince verilen 5 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere 100 TL adli para cezası ile cezalandırılması ” yazılmak ve hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle; hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.