YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12788
KARAR NO : 2012/36178
KARAR TARİHİ : 03.05.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanık hakkında TCK.nun 58.maddesinin uygulanmamasındaki isabetsizlik aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Bandırma M tipi Kapalı Cezaevinde hükümlü olan sanık ile kasten adam öldürmek suçundan tutuklu olarak yargılanan müştekinin aynı odada kaldığı, sanığın kendisini hukuki konularda bilgili, kurum yöneticileri üzerinde hatırı sayılır ve güçlü gösterme gayreti içerine girerek muhatapları üzerinde etki yarattığı, sanığın, kendisinden etkilenen müştekiye yargılandığı davayla ilgili olarak hakim ve savcıları tanıdığını, tahliye ettirebileceğini, kardeşi …’in bu dava için savcıları yemeğe götürdüğünü, 300 YTL masraf yaptığını söyleyerek parayı ödemesini istediği, ancak miktarı çok bulan müştekinin parayı ödemediği, bu şekilde sanığın, hileli söz ve davranışlarla müştekiyi yanıltarak haksız çıkar sağlamaya çalıştığı olayda dolandırıcığa teşebbüs suçunun subut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini ve adli para cezasının; 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı Kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün dördüncü bendinde yer alan ”sanığa verilen 5 gün adli para cezasının TCK’nın 52. Maddesi gereğince karşılığı günlüğü 20.00 YTL ‘den olmak üzere 100.00’er YTL adli para cezası olarak belirlenmesine” ifadesinin yerine “5237 sayılı TCK’nın 157/1.maddesi gereğince verilen 1 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere sonuç olarak 20.00 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına” yazılması ve hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.