YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12817
KARAR NO : 2012/36262
KARAR TARİHİ : 03.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanmak
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın asker olmadığı halde üzerinde bulunan üniformanın verdiği kolaylıkla katılan ve mağduru acil telefon görüşmesi yapacağı bahanesi ile aldatarak cep telefonlarını alıp bir daha geri getirmemek suretiyle haksız menfaat temin eden sanığın eylemlerinin dolandırıcılık suçunu teşkil etmesi nedeniyle;eyleminin hırsızlık suçunu oluşturacağına dair tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında TCK’nın 58. Maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın suç tarihinde üzerinde askeri üniforma olduğu halde İstanbul-Amasya istikametinde seyahat ettiği sırada önce Kaynaşlı-Bolu dağı mevkiinde bulunan Bayrak tesislerine girerek markette bulunan katılan …’e “Kendisinin İlçe Jandarma Komutanlığında görevli olduğunu, misafirlerinin geleceğini, kendisinde sim kartının bulunduğunu ancak telefon makinasının olmadığını” söyleyerek katılandan kullanmak için cep telefonunu istediği, katılanın askeri üniformalı olmasına güvenerek cep telefonunu sanığa verdiği, sanığın bir telefon numarası çevirerek “bayrak tesislerinde olduğunu ve beklediğini” söylediği, katılanın işi nedeniyle gelen müşterilerle ilgilendiği esnada cep telefonu ile olay yerinden ayrıldığı, akabinde yoluna devam eden sanığın bu kez Metro dinlenme tesislerine girerek market kasasında çalışan Mağdur …’un yanına gelip “bir yeri acil aramam gerekiyor yanımda telefonum yok” diyerek cep telefonunu istediği askeri üniformalı olmasına güvenen mağdurun cep telefonunu sanığa verdiği, mağdurun müşterilerle ilgilendiği esnada sanığın almış olduğu cep telefonuyla olay yerinden ayrılması şeklinde gelişen olaylara ilişkin olarak, mahkemenin dolandırıcılık ve Özel İşaret ve kıyafetleri usulsüz kullanmak suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,Ancak;
Sanık hakkında, sonuç olarak gün adli para cezası 50 gün tespit edilmesine ve TCK ‘nın 52. maddesine göre günlüğü 20.00 TL olarak belirlenmesine rağmen sonuç adli para cezasının ne kadar olduğunun karar yerinde yazılmaması yasaya aykırı ayrıca adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 1412 Sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA,ancak bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükmün TCK 52. maddesi ile ilgili kısımlarının sonuna ”20.00 TL hesabıyla sonuç olarak 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” cümlesinin eklenilmesi ve hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.