YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12889
KARAR NO : 2012/36595
KARAR TARİHİ : 08.05.2012
MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıkların, hakkında beraat hükmü tesis edilmiş olup da temyiz incelemesi dışında kalan doktor …’nin özel muayenehanesinde düzenlemiş olduğu reçeteleri, hastanede resmi bir işleme tabi tutmaksızın vakıf üyelerine ait olmadığını bilerek faturalandırıp aralarındaki anlaşma gereğince vakıftan tahsil etmekten ibaret eylemlerinde kullanılan reçete ve faturaların özel nitelikte olmasına rağmen, adı geçen tüzel kişiliğin zarara uğratılmış olduğu da nazara alınarak, özel suç tipini düzenleyen TCK.nın 210/2-2.cümlesi gereğince,haklarında resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğinin anlaşılması karşısında, bu yönden bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
A)Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlerin yapılan temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere , mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazların reddiyle, hükmün ONANMASINA,
B)Sanıklar hakkında dolandırıclık suçundan kurulan hükümlerin yapılan temyiz incelemesinde;
Sair temyiz itirazların reddine ancak;
1-5237 sayılı TCK.nın 158/1-d maddesindeki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin suçtan zarar görmeyip, araç olarak kullanılmasının gerektiği, somut olayda ise,
sanıkların birlikte hareket ederek, müşteki “Garanti Bankası Memur ve Müstahdemleri Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı” nın aleyhine olacak biçimde sahte reçete ve faturalarla satmadıkları ilaçların bedelini tahsil ederek kendilerine haksız çıkar sağladıkları anlaşıldığından, eylemlerinin 5237 sayılı TCK.nın 157.maddesinde yer alan basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, unsurları oluşmadığı halde yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2-Dolandırıcılık suçundan hükmedilen hapis cezasının ” suçun işleniş şekli, kullanılan araçlar, suçun konusunun önem ve değeri, sanıkların saiki ve meydana gelen zararın niteliği” nazara alınarak takdiren asgari hadden tayin olunmasına rağmen, aynı gerekçe ile hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezalarının birim gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak 240 gün olarak belirlenmesi suretiyle gerekçede çelişkiye düşülmesi,
3-Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürülüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
4-Sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükmünden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürülüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nın 231.maddesi uyarınca; hükümolunan cezanın tür ve süresine göre hükümün açılanmasının geri bırakıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA , 08.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.