Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/12966 E. 2012/36041 K. 30.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12966
KARAR NO : 2012/36041
KARAR TARİHİ : 30.04.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Kurumu Zararına Dolandırıcılığa Teşebbüs
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli kararın başlık bölümünde, suç yeri ve suçun işlendiği zaman dilimi gösterilmeyerek, 5271 sayılı CMK’nın 232/2-c maddesine aykırı davranılmış ise de bu hususun mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
1-Sanık …’ya yüklenen Kamu Kurumu Zararına Dolandırıcılığa Teşebbüs suçundan kurulan beraat kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Somut olayda; sanığın eşi …’nın, yanına eltisi diğer sanık …’yı da alarak özel bir hastaneye gittikleri, giriş kayıtlarının sanık … adına yapıldığı, sanık …’nın, diğer sanığın lavaboda olduğunu belirttiği bir sırada, sanık …’nın adının anons edilmesi üzerine, kendisinde bulunan ve sanık …’ya ait sağlık karnesiyle muayene odasına girdiği, doktora şikayetlerini ilettiği, doktorun muayenesini devam ettirdiği sırada, içeriye giren hemşirenin, tanık …’nin de uyarısını dikkate alarak, sağlık karnesinin, muayene olan sanık …’ya ait olmadığını doktora ilettiği, doktorun da muayeneyi yarıda keserek durumu idareye bildirdiği olayda, sanık …’ın hastaneye gelmediği ve olayda iştirakinin bulunmadığına dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … ve …’ya yüklenen Kamu Kurumu Zararına Dolandırıcılığa Teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklar hakkında; 5377 sayılı yasanın 19. maddesiyle değişik 5237 sayılı TCK’ nın 158/1-e, son maddesi gereğince, adli para cezası miktarının, teşebbüs edilen haksız menfaatin iki katından az olamayacağı hükmü gözetilmeden, TCK’nın 158/1-e, 35/2, 52, 62 maddeleri gereğince sonuç olarak, 1 gün adli para cezası karşılığı 20.00 TL adli para cezasına hükmedilmesindeki isabetsizlik, sonuç adli para cezasının değişmemesi karşısında, bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2-Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan,diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.